07 December 2006

Smarketing

Üniversitede, kursta veya ilgili kitaplarda tariff edilen ve/veya “işletme”nin olmazsa olmaz bazı departmanları vardır; Satın Alma/Depo, Üretim, Satış, Muhesebe ve Yönetim. Yine aynı kaynaklarda “Pazarlama” daha çok ürünün daha iyi satması için yürütülen reklam ve tanıtım gibi destek faaliyetleri tanımlamak için kullanıldığı görülür.

Burada tüm işletme mantığını ve tanımlarına akademik yorumlar getirme niyetinde değilim. Daha çok “Satış” ve “Pazarlama” üzerinden bir yerlere gideceğim.

Aslında konuya kafama takılan ve sizlerin de sıkça gözünüze çarpan bir klişe ile giriş yapmak istiyorum; “Satıcılar ve Pazarlamacılar Giremez!” Bu men edici ibareyi daha çok apartmanların girişlerinde görürsünüz. Kimdir bunlar? Satış ve satıcı nedir? Pazarlama ve pazarlamacı nedir? Türkçemize yerleşmiş bu yanlış tanımlama nedeniyle şunu açıkca söylemek gerek; bu yazının muhatabları ne satıcılar ne de pazarlamacılar.

Günümüzde bu yanlış tanımlamalardan birini yerine İngilizce karşılığını koyarak kurtarmaya çalışıyoruz; “Marketing”. Satış için ne yazık ki aynı yönetem tam olarak işlemiyor ama ona da “Sales” diyelim.

Sales & Marketing

Kitaplarda yazanlar, günümüzün gelişen iş dünyasının ve ona has dinamiklerinin gerisinden gelmekle beraber değerli hocalarımız dersleri “patch”ler ekleyerek ve sektöründen içinden insanları derslere davet ederek kapatmaya çalışıyorlar. Fakat halen birçok şirkette ya “marketing” departmanı yok, ya da “sales & marketing” adı altında –ki aslında “sales” altında- birlikte yürütülmeye çalışılan iki paralel süreç var. Bir de bu departmana PR yükünü de yüklersen “3 in 1” çözüm yaratılmış olur! Hele bir de birden fazla ürününüz varsa araya birkaç “brand manager” serpiştirin, olsun size “4 in 1”. Unutmadan… “product manager” da var! Hem de çok önemli. Al sana “5 in 1”.

Olur mu? Nah olur! Oluyor, yürüyor diyen ya yalan söylüyordur ya da yürümediğinin farkında değildir. Bir insan nasıl ki hem Galatasaraylı hem de Fenerbahçeli hele hele hem de Beşiktaşlı olamaz, bu işte böyle bir iş işte! :)

Güçler Ayrılığı

“Product Management” ayrı bir süreç olduğu için onu baştan ayıralım. “Product Manager”, Türkçesi ile “Ürün Yöneticisi” birbirine bağlı bu zincirin önceki bir halkasıdır. “Brand Management” ise organizasyonun büyüklüğüne ve markaların sayısına göre zincire dahil olan bir olgudur ki biz bu yazımızda onu da ayırıyoruz. “PR” ise genelde “outsource” edildiği için PR ajansı ile iletişim/koordinasyon (tercihen) tek veya çok noktadan yürütülebilir bir süreç olarak şimdilik konumuz dışında kalıyor. Geriye “Sales” ve “Marketing” kalmakta ki yazımızın konusu da bu.

Ying-Yang - “Her İyinin İçinde Kötü, Her Kötünün İçinde de İyi Vardır”

Bu Uzakdoğu felsefesinin özü aslında “Sales” ve “Marketing” için de geçerlidir. Birbirinden tamamen farklı bu iki süreç içlerinde diğerinin “benim” dediği olguları barındırır. Günümüzde, modern iş hayatında kesişen noktalar daha da artmıştır. Bu nedenle her ikisini de aynı yapı içerisinde, üstelik aynı departmanda yürütmeye çalışmak “zorlama” bir hareket olur. Bu iki kesişen kümeyi kesin çizgilerle ayırıp kendilerine yakın süreçleri de ek olarak kümelere dahil etmek (örn. “PR”ı “Marketing”e veya “Distribution”ı “Sales”e) departmanları meşgul eder ama aynı zamanda birçok işin havada kalmasını doğurur. “Bu bizim işimiz değil ki!” denildiği noktada kan kaybediyorsunuz demektir. Ya da kontra bir yaklaşımla şunu sormak isterim; internet bir satış kanalı mıdır yoksa pazarlama çalışmalarının önemli bir ayağı mıdır? İkisi de mi? “Houston, we have a problem!”

İhtiyacın Belirlenmesi…

Birkaç örnekle ilerliyelim;

Son tüketiciye direkt satışı olmayan ve aracılarla çalışan bir firmayı ele alalım. Bu durumda tüketiciye ulaşmak tavlamanız gereken aracılardır ve bu iş satış değildir, ister kanal yönetimi, ister “distribution” diyelim ama bu satış değildir. Ancak ürününüzü ulaşılabilir kılmanız ürününüzün satılacağı anlamına gelmez ve bu süreç ne yazık ki sizin kontrolünüzde değildir. Bu noktada yapmanız gereken talebi yaratmak, yani tüketiciyi (potansiyel alıcıyı) etkileyip “talep etme” noktasına getirmektir. Tüketici, aracıya “xxx var mı?” dediği noktada zincir tamamlanır.

Hizmet ve/veya fayda satan bir firmayı ele alalım. Bu durumda dağıtabileceğiniz fiziki bir ürün olmadığı için işiniz daha zor. Bir başka deyişle “hayal” satıyorsunuz demektir. Bu durumda da tüketicinin iknası tek hedeftir ve bu zor bir süreçtir. Üstelik günümüz insanının “bire bir satış” için vaktinin ve sabrının kalmamış olmasıdır. Bu yöntemi en agresif şekilde uygulayan banka ve sigorta şirketlerinin ziyaretlerine ne kadar sıcak bakıyorsunuz? Ne kadar vakit ayırıyorsunuz ve en önemlisi ikna oluyor musunuz?

Niş bir ürünü olan bir firmayı ele alalım. Bu durumda “hedef kitleniz” zaten kısıtlı, oldukça seçici ve bilinçli bir kitledir, “cin” gibidir. Klasik yaklaşımla 40 takla da atsanız talep yaratamayabilirsiniz.

Özetlersek, ürününüzü ulaşılabilir kıldıktan sonra (ki bu zaten olmazsa olmaz bir süreçtir) ihtiyacınız olan “hard sales” değildir. İhtiyacınız olan, tüketicinin talebe ikna edilmesi yani pazarın (market) yönlendirilmesi, kendi kendine ikna sürecini yaşatılması ve harekete geçirilmesidir. Bunu başardığınız an satış (sales) kendiliğinden oluşacaktır.

Metaforik Yaklaşım

Ders kitaplarında geçen “bir firma”yı “kişi” ile özdeşleştirirsek, satış (sales) o insana balık vererek karnını doyurmak ve yaşatmaktır. Evet yaşamsaldır! Marketing ise “kişi”ye balık tutmayı öğretmektir. Oltasını veya ağını nerede nasıl ne süre ile atacağını öğrettiğinizde her zaman karnı doyacaktır.

Smarketing nedir?

Klasik anlamdaki “Sales”i oyunun dışına atan, sonucunda birçok faydayla birlikte (marka bilinirliliği, ilk tercih, hatta “love mark” olmak vb) satışı da getiren, tüm kanal ve araçları (web 2.0, e-CRM, Guerilla Marketing, Outdoor, Indoor, Basılı, On Air TV/Radio, Neuro Marketing, PR, Event vb) kullanan, entegre bir “Marketing” anlayışıdır, “Marketing 3.0”dır.

Smarketing;…

(Comment kısmından siz devam edin lütfen…)

28 November 2006

Hayat - Futbol - Takım Olmak

Hayat futbola fena halde benzer!

"Futbol, şahsi beceri gerektirir... ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur.

Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin! Evet... kaybedersin"


İster iş hayatında sana güvenen, inanan ve seven, senin de aynı şekilde konumladığın insanlardan oluşan bir takım olun isterseniz gerçek "dost"larınız ve yakın arkadaş çevrenizle bir takım olun... ama bir takım olmaya, bir takımın parçası olmaya çalışın. Kazanırsınız!

20 November 2006

Pazarlama 2.0

Etkileşimli Pazarlama Zirvesi, daha sektörel bir tanımla İnteraktif Pazarlama Zirvesi 22 Kasım 2006, Çarşamba günü (Yarın) Istanbul Hilton'da gerçekleştirilecek.

Programa baktığımda camianın aslında çok da büyük olmadığını görüyorum... Ana sponsor zaten aynı ofis katını paylaştığımız Medyanet. "İnternette Marka Olmak" konulu konuşmayı yapacak olan Fatoş Karahasan aynı zamanda bizim markanın (MUZİ) "marka danışmanı".

"Trendler:Pazarlama 3.0" bölümü -ki bence en ilginç olan- son zamanlarda çokca mesai harcadığım Alemşah Öztürk tarafından sunulacak. Sonuç alan kampanyalar bölümünde B/S/H/ (Bosch) tarafından sunulacak "case study" benim de 1,5 yıl emek verdiğim, teklifinden üretimine yer aldığım "BoschEvi" ve yan uygulamalarını kapsayacak.

"İnteraktif Pazarlama Ödülleri" jürisinde eski patronum, kuzenim, Alemşah bulunuyor :)

Ben mi? Bir tesrslik olmazsa orada olacağım... Siz???
Detaylı bilgi ve online kayıt için; www.marketingturkiye.com

08 November 2006

Mobile Monday Istanbul

"Istanbul New Economy Group" bu ay itibariyle "Mobile Monday Istanbul" oldu ve ilk toplantısını geçen Pazartesi günü Ericsson Mobility World'de gerçekleştirdi.

Mobile Monday nedir?
Mobil ve internet dünyasının profesyonellerinin her ayın ilk Pazartesi günü biraraya geldiği, dünya üzerinde birçok büyük şehirde faaliyetleri olan global bir oluşum.

Networking, yeni teknolojilerin görülmesi, tartışılması ve cin fikirlerin yakalanması için ortam sunan organizasyonun detayları için web sitesini ziyaret edebilirsiniz; http://www.momoistanbul.com/

Ne oldu?
Ericsson Consumer Lab (Türkiye), Ericsson'ın çeşitli ülkelerde yıllardır gerçekleştirdiği mobil ve internet teknolojilerinin kullanımı hakkındaki saha araştırmasının sonuçlarını paylaştı.

Sonuçlar...
Türk insanının "video phone" takıntısı var. Bu teknolojinin kullanışlı olup olmadığını bilmeksizin bunu istiyor, hayal ediyor :)

Bunu bir tarafa bırakırsak insanımız cepte internet ve eğlence istiyor. Telefonunu hem iletişim hem de "entertainment" için kullanmak istiyor. Haklı da!

İnternet kullanımı ise beklendiği gibi çıkmış. Ağırlıklı olarak gençler okullarından ve cafelerden, çalışanlar iş yerlerinden giriyor. Evlere giriş halen sorunlu. Kritik soru olan "Evinize internet bağlantısı almayı düşünür müsünüz?"ün cevabı ağırlıklı hayır çıkıyor ama nedeni başka. PCler pahalı da ondan!

Toplantı ile ilgili bir haberi de ntvmsnbc'de yakaldım, onun da linkini paylaşıyorum; http://www.ntvmsnbc.com/news/389839.asp

Şimdi hesaplı PC kampanyası yapma zamanı... Sadece internet erişimi vermek ev halkının işini görmüyor. Çocuk oyun da oynasın, hanım fal baksın, genç forumlara takılsın hesabı ;)

Olur mu? Olur... olmalı!

01 November 2006

Herkese Açık İnternet - KİEM

Hürriyet gazetesinde yakaladığım bir haber uzun zaman sonra beni mutlu etti. Eğer yazılanlar doğruysa devletimiz yetişkinlere yönelik KİEM adı verilen "Kamu İnternet Erişim Merkezleri" kuruyor.

Bu ne demek?
- Devlet internet cafe açıyor demek değil! (bu biiir)
- Bilgi toplumuna geçtik/geçiyoruz muhabbetinin (ki yalan) altını doldurmaya yönelik ender somut projelerden biridir (bu ikiii)
- Vatandaşların bankacılık, eğitim, eğlence, iletişim (e-mail belki Skype), araştırma vb işlemleri online yapabilme imkanı tanıyacak bir proje
- Porno, illegal içerik vs yok!
- Her merkezin haftada 550-600 kişiye hizmet vermesi planlanıyor.
- Türkiye çapında 4.500 merkez açılması planlanıyor
- Ek merkezlerin açılması için özel sektörün projeye katkısı bekleniyor.

Mesela Microsoft, Intel, AMD, Koç Holding, Sabancı, Doğan Grubu, Çukurova Holding ve Doğuş Grubu 500'er KİEM kursalar, bu sayı artsa güzel olmaz mı? Hem de ne güzel olur!

Sonuç?
Şu ilk haliyle bile sosyal ve kültürel faydalarını tartışmıyorum, çok pozitif. Ancak düşünce yapımın koridorlarından kendi sektörümle ilgili bir çıkarım yapmamı duygularım engeleyemedi!

4.500 merkez X 600 kişi = 2.700.000 internet kullanıcısı

Türkiye'nin internet kullanıcısı bugün 10.000.000 civarında. Bir başka bakış açısıyla "Türkiye'de internet kullanımı" hakkında yapılan anketlerde sorulan soruların şu şekilde değişimi;

> Haftada en az bir kez internet kullanıyorum diyenlerin sayısını + 2.700.000 ekle ( Ayda + 10.800.000 ediyor!)

Destekliyorum... desteklemeye çağırıyorum!

19 October 2006

Benzerlik mi? Esinlenme mi? Kopya mı?

Reklam / Tasarım camiasında hep konuşulan, tartışılan bir konu vardır...

Neticede her fikir insan aklının ürünü ve aynı sosyal kaynaklardan ve olaylardan beslenen insanlar benzer üretimlerde bulunabilirler. İşte burada da malum tartışma başlar!

Benzerlik mi? Esinlenme mi? Kopya mı?

Bu konuda bilimum örnek vardır. Meselan HRNYC'nin bir yönetmenimizin videoklip konusnda yaratıcılığını Kese Kağıdı yazısında ortaya koymuştu.

Bugün de bir başka dostum web sitesi konusunda bu yazıyı yazmama neden olan bir örnek verdi. Buyrun bakın, yorumunuzu yapın!

http://www.terracefulya.com/
http://www.jordanarchitects.com/

Benim henüz tanışma imkanı bulduğum, "15 Yıllık Deneyime Sahip, Genç ve Yaratıcı" REKARE ajansını kutluyorum ;)

17 October 2006

Nihayet Sosyomat!

Bundan uzun bir vakit önce linki gelen ve benim unuttuğum, ardından Alemşah'ın "aaa yok musun?!" diye hafif laf soktuğu ve nihayet dün Harun'dan gelen davet üzerine ben de "sosyomat" klanına dahil oldum :)

Efendim adresimiz; http://brg.sosyomat.com/

Henüz tam keşfedememekle beraber güzel ve adam gibi bir online community yaratılmış. Yani istendiğinde oluyormuş değil mi? Evet!

23 September 2006

Levi's RedWire - Muzi

Satış; talebin olmadığı noktada başlar!

Hedef kitlenizin hali hazırda severek, isteyerek ve bolca tükettiği bir ürününüz varsa satış çok daha kolaydır. Daha çok pazar payınızı ve rekabet gücünüzü korumaya odaklanırsınız.

Ancak işe sıfırdan başlıyorsanız, ürününüz yeniyse ve henüz istediğiniz talep oluşmamışsa işin rengi değişir. Başlarsınız kendinize sormaya; Hedef kitleye nasıl ulaşırım? Markamı nasıl tutundururum, beyinlere çakarım? Ürünümü nasıl konumlarım? Hangi startejiler daha uygun olur? vs vs vs...

İşte ben bugünlerde bu soruları sıkça soruyorum kendime! :) Doğan Holding'in çil çil paraları saydığı, Doğan Elektronik Muzik şirketinin kendi DRM ile piyasaya sunacağı müzik ve eğlence platformu MUZİ için düşünüyorum, taşınıyorum, kaşınıyorum!

Şimdi burada şirketin geleceğe dönük stratejisini ve planlarını yazmıyıcam elbette ama ilk meyvelerinden biri olan Levi's RedWire projesini paylaşmak istiyorum.

> Hedef kitle olarak bakıldığında Levi's ve Muzi örtüşüyor
> Markanın konumlanması açısından geyet uygun ve başarılı
> Diğer markalar için güzel bir interaktif kampanya örneği
> Muzi markasının dolaşımı açısından harika
> Levi's, Muzi ve Hedef Kitle üçlüsü için kazandıran bir model (Win-Win-Win)

Başlangıç için daha ne olsun? Değişik fikir ve projeler beynimde dönmekte ama herşeyin bir yeri ve zamanı var, olgunlaşma süreci var! :) Herşey bir anda ve kolayca olsaydı sektördeki bunca insana ne ihtiyaç olurdu? Daha da önemlisi daha iyisini, etkilisini ve başarılısını aramazdık! :)

Gidin, oynayın, eğlenenin, müziklenin... www.levisredwire.com

18 September 2006

MTV Türkiye

Hayatımıza yeni bir dinamik geliyor... MTV Türkiye yakında yayına girecek, Vodaphone, easyJet gibi kendi marketing stratejisini uygulayacak...


Şimdi tıklayıp web sitesine bakın; www.mtvturkiye.tv veya www.mtv.com.tr . Sitesine "under construction" yazan zihniyet ile bunu karşılaştırın. Daha henüz oyun başlamadı bile ! Aynı matığı Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson'un son filmi Hokkabaz'ın sitesinde gördüm. Teaser... evet... ama adam gibi! http://www.hokkabazfilm.com/

MTV Türkiye ne yapacak?

İlla ki Türkçe çalacak ama önemli olan bunu nasıl yapacağı... MTV Europe izleyen kitleyi MTV Türkiye kesecek mi? Yoksa uydudan vs biz bu yayınları mı kovalayacağız? Hedef kitle aynı değil bence.

Diğer taraftan yılların Number One TV'nin kemik izleyicisi var. Kabloda ve Digiturk'te VH1 var?

Zaten etrafımda MTV Türkiye ile görüşüyorum diyen adamlar çoğaldı, pek merak içindeyim ne olacak diye...

17 September 2006

Borga Dinçler @ YTU Marketing Class

Google'da bloglarımın arama sonuçlarımı araştırıken 17 Mart 2006 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi - İletişim Tasarımı Bölümünde gerçekleştirdiğim sunuma rastladım...

Hoşuma gitti! :)

Meraklısına; YTU Mktg Class Sunum

Güç?

Geçen akşam Hulki Cevizoğlu'nun meşhur Ceviz Kabuğu'nda emekli tümgeneralimiz çok hoşuma giden bir tanım yaptı...

Güç = Caydırcılık X Caydırıcılığı Kullanma Kabiliyeti X Karşı Tarafı Buna İnandırma

Denklemin sağ tarafında bulunan değişkenlerden biri "0" olduğunda otomatikman gücünüz de "0"lanıyor. Bu yorum Türkiye'nin mevcut durumunu açıklamak için kullanıldı. (bu ayrı mesele)

Ben ise bunu iş hayatına uygulanmış haline biraz kafa yordum. Yakın zamanda iş hayatında yaşadığım bir olayla da örtüştü. İş hayatında elbette kimse vazgeçilmez değildir ama kaybedilmesi istenmeyen kişiler vardır.

Eğer siz bu insanlardan biriyseniz ve yukarıdaki formüle uygun davranırsanız şirket içinde "güçlü" olabilirsiniz... Biraz kafayı yormak gerek :)

Bol şans!

30 August 2006

Köprü geçiş ücreti 4 YTL’ye yükselmiş!

Otoyol ve köprü geçiş ücretlerine bu gece (31.08.06) 24.00’ten geçerli olmak üzere zam yapıldı. Köprü geçiş ücretleri, birinci sınıf araçlar için 3 YTL’den 4 YTL’ye yükseldi.

YETMEZ!
Bana göre bu geçiş ücretini minimum 10YTL belki de 20YTL yapmalı. Böylelikle karşı tarafta daha ucuza oturup burada çalışmak mantıklı olmaz, buna bağlı olarak trafik azalır, önce şehir sonra ben rahatlarım. Herkes kendi yakasında yaşar ve çalışır mutlu mesut.

BEDAVA OLSUN!
Veya tamamen ücretsiz yapsınlar -ki sosyal devlet ilkesi bunu gerektirir- trafik iyice kilitlensin, Istanbul iyice yaşanmaz bir yer haline gelsin, çıldıralım ve kaçalım buradan. Bu da işime gelir, kendimi Ören'e veya Bodrum'a atar yeni bir hayat kurarım.

22 August 2006

Erkek adam berberini değiştirmez! mi? by Alemşah

Biraz önce inanılmaz güzel bir yazı okudum...

Hani o kadar yazılır çizilir pazarlamanın altın kuralları, gümüş bilmem neleri. Hepsini geçin bunların, işin teorisinin değil de pratiğinin ne kadar önemli olduğunu okuyun;

http://www.deneyimler.net/?p=51

Ayrıca denemesi de bedava! Gidin Polcenter'a yaşayın :)

21 August 2006

Türklerin en favori websiteleri de bunlar!

Türk web kullanıcısının online mecrada en fazla takip ettiği ve tercih ettiği 20 web site belli oldu.

Türk Telekom'un sayıları iki buçuk milyona yaklaşan ADSL kullanıcılarına yönelttiği ve en iyi web sitelerini belirlediği araştırmanın sonuçlarına göre en çok tercih edilen haber, spor, güncel bilgi, alışveriş, mizah, iş dünyası alanında kullanıcıların en fazla tercih ettikleri internet siteleri ve adresleri şöyle:

www.hurriyet.com.tr
www.mynet.com.tr
www.eksisozluk.com
www.wishnee.com
www.fotomac.com.tr
www.ntvmsnbc.com
www.garanti.com.tr
www.paragaranti.com
www.yonja.com
www.bilyoner.com
www.gittigidiyor.com
www.yemeksepeti.com
www.hakia.com
www.kariyer.net
www.biletix.com
www.hepsiburada.com
www.ideefixe.com
www.turkcell.com.tr
www.sahibinden.com
www.komikler.com

Şimdi durup günlük hayatınızı bir düşünün... bu sitelerin en az 4-5 tanesini ayda birden fazla ziyaret ettiğinizi göreceksiniz.

Aman ha reklamverenler medya planlama şirketlerinin önüne bu listeyi koyup, "bu sitelerde banner çıkalım" demesinler, ajanlarını delirtmesinler. İşi güvendikleri profesyonellere bıraksınlar...

18 August 2006

Time en cool 50 Web sitesini seçti (bak sen!)

Dünyaca ünlü haber dergisi Time, dünyanın en cool 500 Web sitesini seçti. Yedi kategoriye ayrılan siteler arasında YouTube, Pandora, MySpace gibi siteler de bulunuyor...

***
Time bu konuda bir otorite midir? Kesinlikle hayır! Ama Amerikan halkının günlük hayatına, web sitelerine bakışını ve daha da önemlisi global olmak için nelere de dikkat etmek gerektiğini görebileceğiniz bir liste.

Zaten yazının bu blogda yer almasının amacı siteleri kurcalatmak, paye vermek değil. Gezinin hadi!
***

Bu yılın sonuçları Web 2.0'ın en pırıltılı örneklerini içeriyor. Bunlar, bilgilendirme ve eğlence için yeni yollar sunan yeni jenerasyon siteler. Her biri, blog ve video klipler gibi iletişimin tüm çeşitlerini tartışma, paylaşma, tüketme ve yaratma imkanları sunmanın en ön saflarında bulunuyor.

Eğlence, Sanat ve MedyaKeyif verici sitelerin değerlendirildiği bölüm:

Radyo: Pandora
Video blog: The
9.Sanat: Drawn!..
Yerel gösterimler: Sundance Splinks
Fotoğraf: Photo Muse
Ev sinemaları: Jumpcut
Yaşasın rock: Wolfgang's Vault
Podcast: Podcast Pickle
Video dünyası: YouTube

Alışveriş, yaşam tarzı ve hobilerLeziz yiyecekler, Hollywood modası ve ev ürünlerini kendileri yapmak isteyenlerin favorileri...

Takas: Zunafish
Aşçılık: Delicious Days
Satılık eşya: Mighty Goods
El sanatları: Not Martha
Anne-baba: Kids-In-Mind
Cep telefonları: Phone Scoop
Moda: Shop Intuition

Haber ve bilgi Web'deki en iyi savaş muhabiri siteler, gıcık eden spor blog'ları ve 'sosyal haber' kaşifleri...

Teknoloji: Digg
Kamu şirketleri: Footnoted
Onlara korsan yayın demeyin: The Morning News
Hayırseverlik: Charity Navigator
Spor: Deadspin
Alan haberciliği: Kevin Sites in the Hot Zone
Zamanı söyleyenler: The Human Clock
Politika: Tailrank

Bağlantıda kalanlar, büyük sosyal ağlar, anlık mesajlaşma merkezleri...

Eski arkadaşlar: Dodgeball
Küresel topluluklar: MySpace
Anlık mesajlaşma: Meebo
Karaoke kulübü: SingShot
Grup projeleri: Google Spreadsheets

Zaman geçmek içinÜnlülerle ilgili dedikodu siteleri, akılalmaz bilgisayar oyunları ve daha birçok suç içeren zevk...

Bulmaca: Number Logic
Ünlü dedikoduları: TMZ
Moral düzeltenler: Cute Overload
Boyama: Jackson Pollock by Miltos Manetas
Bedava oyunlar: Shockwave
Canavar parçalama: Yu-Gi-Oh Groove

Seyahat ve emlak; nerede ne var, bu hafta sonu ne yapmalı, restoran eleştirileri ve araba kiralama...

Nereye gitmeli, ne yapmalı: Yelp
Araba kiralama: Zipcar
Uçuş planları: Kayak
Ev ekspertizleri: Zillow
Parklar: Central Park
Bilet fiyatları: Farecast
Toplu taşıma: Hop Stop

Arama ve servis siteleri; yer ayırtma ve yemek ısmarlama, telefon numarası bulma ve arama motorları...

Genel ilgi alanları: Snap
Yemek ısmarlama: Seamless Web
İş dünyası: Accoona
Fotoğraf ve videolar: Pixsy
Telefon numaraları: Argali White & Yellow
Sağlık: Kosmix
Amatör yayıncılık: Blurb
Web'de güvenli dolaşım: McAfee SiteAdvisor

Tam metin için CNN Türk

17 August 2006

Doğan Elektronik Müzik

adinteractive'de geçirdiğim 1,5 yılın sonunda "iyi bir ekip" olamama ve uçup giden "karşılıklı güven" duygusu nedeniyle yollarımızı ayırdık.

Her son bir başlangıçtır!




Borga Dinçler artık bir Doğan Holding şirketi olan DEM - Doğan Elektronik Müzik'te... yeni odasına, masasına, laptopuna vs alışmaya çalışırken diğer taraftan kafasında fikirler ve düşünceler fır dönüyor :)

Updateler, projeler, olaylar vs vs pek yakında burada...

Vatana millete hayırlı olsun!

28 July 2006

Çin İşi Türk İşi

Türkiye’de uzun yıllar bilişim sektöründe faaliyet gösterdikten sonra 2004 yılında eşi ve iki çocuğuyla birlikte Çin’e yerleşen Necmettin Polat, BestCam markasıyla ürettiği kameraları dünyaya satıyor.

İletişim standartlarının gün geçtikte farklılaştığı şu günlerde insanların sadece yazışmak ve konuşmakla yetinmemesi, Polat’ın kamera üretimine girmesinde etkili olmuş. Polat, "Bir zamanlar mektupla haberleşen insanları şu an e.posta bile tatmin etmiyor. Dünya artık iletişimi en ileri seviyede, eş zamanlı ve görerek yapmak istiyor. Biz de bu nedenle bu alanda üretim kararı aldık" diyor.
...

Her segmentte kamera ürettiklerini belirten Polat, insan yüzünü otomatik olarak takip edip kişinin sağa-sola, yukarı-aşağı ve ileri-geri hareketlerini yakalayan; otomatik hareket ve zoom özelliğine sahip modellerinin pazardan çok talep gördüğünü söylüyor. BestCam markasıyla pazarlanan kameralar fonksiyonlarına göre oldukça geniş bir çeşitliliğe sahip. Gece görüşü için ışıklı olanlardan, hem uzak hem yakına odaklanabilmek için çift lensli olanlara, mikrofonlu kameralardan esnek üçayaklı tasarımlara kadar 200’e yakın farklı kamera ürettiklerini belirten Polat, her zevk ve ihtiyacı karşılamak üzere ürünlerini çeşitlendirmek için tüm dünyadan gelen tepkileri değerlendirdiklerini ve araştırmaya önem verdiklerini belirtiyor.

Rekabeti Çin’e Taşımış

Polat’ın Çin’deki fabrikası, elektronik merkezi Shenzhen şehrinde 300 personelin yanısıra 2 yüzeyel montaj makinesi, 6 üretim hattı ve kalıp atolyesiyle yaklaşık 2500 metrekarelik alanda faaliyet gösteriyor ve günde 8000 kamera üretebilme kapasitesine sahip.
...

Çin yüzünden Türkiye’de batmak yerine, Çin ile rekabetinin Çin’e taşınması gerektiğini savunan Polat; üreticilerin müşteri ilişkileri yönetimi, katma değer ve yeniliklere yoğunlaşması gerektiğini, buna rağmen yine de fiyat rekabetinde zorlanırlarsa da hiç vakit kaybetmeden üretimlerini Çin’e kaydırmalarını tavsiye ediyor.

Necmettin Polat tipik bir Türk girişimcisi... işini daha iyi yapmak, daha fazla kazanmak ve hayata tutunabilmek için kafayı çalıştırıp tehdidin merkezine, Çin'e gitmiş. İyi de yapmış! Yukarıda söylediklerini özellikle vurgulamak istedim zira bu derinden gelen bir mantık devriminin işaretidir!

Bir de "zaten satıyorum, ne gerek var" demeden "marketing" yapsa belki de dünya çapında bir marka olacak?

Tebrikler ve başarılar Necmettin Polat...


(yazının tam metni için (kaynak) www.hurriyet.com.tr e-yaşam)

27 July 2006

Altın Örümcek Heyecanı Başladı !

Biraz gecikmiş olsa da Türkiye'nin Web Oscarları olarak adlandırabileceğimiz Altın Örümcek 2006 için start verildi.

Sponsorlar olarak DorukNet ve Microsoft şu aralar adil ve konusuna hakim bir jüri oluşturmak için çalışmakta. Jüri üyesi olabileceğinizi düşünüyorsanız hemen Altın Örümcek web sitesini ziyaret edin. Muhtemelen Sonbahar gibi organize edilebilecek Altın Örümcek 2006 hakkında updateleri ara ara yazıyor olacağım.

Herkese başarılar...

21 July 2006

Uzun Bacaklı Traktör

Hastasıyım Türk'ün yaratıcı ve pratik zekasına! Uçağa ne gerek var? Bak adam düşünmüş, tartmış-biçmiş-yapmış. Bunun gibi daha nice cevherler var şu 60 milyonun içinde.

Adanalı çiftçi ve işadamı 46 yaşındaki Alican Ballı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın, ekili alanların uçakla ilaçlanması yasağına alternatif olarak, tarlasını ilaçlamak amacıyla ürettiği gövdesi yükseltilmiş yüksek çatılı traktörleri (biz bunlara uzun bacaklı traktör demişiz halk olarak), çiftçilerden gelen yoğun ilgi üzerine satmaya da başladı.

Çiftçilerin yoğun talebi üzerine seri üretime geçen Ballı, 10 ayda 13 traktör sattığını 40'ın üzerinde de sipariş aldığını belirtti. (Sıfır reklam/sıfır pazarlama ile hatırlatırım ;) )140 santimetre bacak uzunluğu olan traktörün ekipmanıyla birlikte yüksekliği 3 metreyi geçiyor.

Kaynak: DHA

17 July 2006

Hotel Nova Ören için çalıştık...

Hotel Nova için istanbul.com üyelerine mailing yaptık, üyelerine %10 da indirim verdik!

Mailing, istanbul.com üyelerine gece gitti. Sabah 08:00-10:00 arasında 15-16 telefon, 6 mail ile talep gelmiş. Hotel Nova gibi küçük ve "familiy operated" bir otelin "online marketing"i için güzel bir başlangıç oldu. Son durum nedir bilemiyorum ama biz çalışmaya devam edeceğiz :)

Mailing nasıl bir şey mi? Buyrun buradan bakın:



Görüşmek üzere!..

14 July 2006

SMS Trendini Sürüdürüyor! What's Next?

Clickatell'in gerçekleştirdiği araştırmaya göre, iş dünyasının liderleri kısa mesaj servisini (SMS), müşteri hizmetleri, pazarlama, iş devamlılığı ve acil durum yönetimi alanlarında kritik bir araç olarak kullanmaya başladılar.

Araştırmaya göre SMS'in kritik bir iş aracı haline gelmesinin nedenlerinin başında, müşterilere her yerden anında ulaşabilmek ve servisin düşük maliyeti geliyor. Araştırmaya katılan 450 CEO ve CMO'nun %70'i SMS'i işlerini desteklemek için kullanırken, büyük çoğunluğu bu servisten müşteri hizmetleri alanında yararlanıyorlar. Ayrıca, dünyanın farklı yerlerinde ve farklı sektörlerinde pazarlamadan operasyon ve BT'ye farklı görev ve sorumluluklara sahip olan katılımcıların büyük çoğunluğu (%83), SMS'in çeşitli uyarı ve hatırlatma mesajlarını göndermek için en geçerli yöntemlerden biri olduğunu belirtiyorlar.

Araştırmaya göre, mobil mesajlaşma 2007'de daha da yaygınlaşacak. Araştırmaya katılanların yarısı şirketlerinde SMS'i 2005 yılından beri kullanıyorlar. Katılımcıların tamamı, SMS daha etkin şekilde kullanıldığı taktirde, bundan en büyük faydanın müşteri hizmetleri alanında elde edileceğinde hemfikir. Asya-Pasifik bölgesindeki katılımcılar, en büyük ikinci potansiyel alanın pazarlama programları olduğunu düşünürken, Avrupa ve Kuzey Amerika'daki şirket yöneticileri, iş sürekliliğinin ikinci kullanım alanını oluşturacağını düşünüyorlar.
(haber: http://www.hurriyet.com.tr/teknonet/4751986.asp?gid=58 )

Bana ne peki?

SMS, özellikle Türkiye gibi marketlerde, kampanyalar başta olmak üzere sıkça kullanılan bir pazarlama aracı. Fakat ben mevcut trendin bu şekilde devam etmeyeceğine, etememesine inananlardan biriyim. Şöyle ki;
- Neden bir kampanyaya katılmak için para vermeliyim?
- Neden katıldığım numara daha sonraki süreçlerde beni SMS duyuru/reklam bombardımanı için kullanılsın?
- Neden kampanyayı düzenleyen marka katılımcıları ile 18 karakterlik bir mesajla iletişim kurmaya zorlansın?

What's Next?

Entegre İletişim Çalışması yapılan (İnternet/SMS/Radyo vb) ve Online-Offline karması bir faydayı içinde barındıran, iyi kurgulanmış, hedef kitleyi "olayın" içine alacak kampanyalar yapılacak.

Bekleyiniz... çok yakında ;)

07 July 2006

DPİD ve Online Marketing

Geleneksel pazarlama iletişimi yaklaşımlarının dışında kalan stratejiler ve yöntemlerin pazarlama bütçelerinden aldıkları pay her geçen gün artıyor, alternatif mecraların kullanımı hızla yaygınlaşıyor.

Bu gelişmeye paralel olarak pazarlama hizmetleri sektöründe birbirinden çok farklı uzmanlık alanları ve bu alanlarda faaliyet gösteren şirketler doğuyor. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla gelişen bu sektöre yön verecek bir meslek örgütünün olmaması uzun zamandır bir eksiklik olarak hissediliyordu ... ve Eylül 2005'te DPİD (Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği) kuruldu.

Yukarıda www.dpid.org.tr sitesinde yazıldığı şekilde tanıttığım dernek çalıştığım firmaya da katılması yönünde teklif getirdi. Açıkçası, interaktif ajans olarak kendimi bu oluşumda çok da rahat hissetmeyeceğimi ajans başkanına ilettim. Amaçlarını aşağıdaki şekilde tanımlayan DPİD, bana göre çok güzel bir vizyon ve misyonla hareket ediyor. Ancak "online marketing" veya bir başka deyişle "interaktif marketing" kapsama alanı dışında kalıyor...

  • Sektör içi iletişimi güçlendirmek, hizmet sağlayan ve hizmet alanlar arasında sağlıklı bilgi akışı kurmak
  • Sektöre vizyon kazandırmak, itibarını yükseltmek
  • Sektörün sorunları için çözüm üretmek
  • Sektörü ilgilendiren konularda yasal ve idari mevzuatı takibetmek, gerekli değişiklikler için çalışmak, ilgili mercilerle görüşmek
  • Hizmet kalitesini yükseltmek için her kademeye yönelik eğitimler vermek
  • Hizmet standartlarını ve etik kuralları oluşturmak ve bunlara uyulmasını takibetmek
  • Haksız rekabete, kayıt dışı faaliyetlere karşı mücadele etmek
  • Hizmet alan ve hizmet veren arasındaki ilişkilere düzen getirmek, fiyatları belirleyen kriterleri oluşturmak


Peki biz interaktif ajanslar ne yapacağız? Üstelik bizim aslanlar gibi bir yarışmamız bile var! Altın Örümcek...

Üniversitelerde insan kaynağımızın yetiştiği bir sürü bölüm var. Bunlara kim yol gösterecek?

Bu sektörü kim regüle edecek?

Yakında!.. Çok yakında ;)

04 July 2006

Takip Ettiğim - Takip Edilesi Siteler

Daha önce hakkında iki kelam yazdığım Springwise haricinde aşağıdaki siteleri şiddetle tavsiye etmekteyim... Bakın, görün, çakar belki kafanızda birşeyler?

http://www.trendwatching.com/
http://www.moluv.com/
http://www.dinodream.com/
http://www.res72.com/
http://www.thefwa.com/

Bir de Cannes, Golden Drum, Webby Awards gibi yarışmaların "short list"leri genel anlamda gezegenimizde yaşayab cevherleri ve işlerini görmeniz açısından pek yararlı olmakta ;)

29 June 2006

Türk Telekom vs British Telecom

İnternet Cafede 100 Mbps Erişim

İngiltere’nin Cornwall kentinde açılan bir internet cafesinde bilgisayarlar genişbandın 50 katı hızlı erişim sağlıyor. Altyapısı İngiliz telekom devi British Telecom tarafından yapılan kafede kullanıcılar saniyede 100 megabit (100 Mbps) hızla veri indirimi yapabiliyor.

BT yetkilileri, internet kafedeki kullanıcıların, Britannica ansiklopedisini dolduracak kadar bilgiyi içeren bir DVD’yi 15 dakikada indirebileceğini vurguluyor. Britannica’da 100 bin makale, 19 bin resim bulunuyor. Aynı içerik genişbant erişimle 5 saatte indiriliyor.

Kaynak: AA

Yorum: Şimdi British Telecom ve Türk Telekom aynı amaçla kurulmuş ve çalışan firmalar. Teorik olarak her ikiside faaliyet gösterdiği ülkede telekominikasyon hizmeti sunuyor. Peki ama neden TT beni aptal yerine koyuyor? Neden (gerçek) ADSL hala 256Kbps? Neden Cornwall'da kurulu o internet cafe'nin müşterisi adam benden bilmem kaç kat (hesapta zorlandım) hızlı bağlanıyor? TT ne yapıyor?

26 June 2006

TT'den İndirim Bombası

Memleketimde internet yerlerde sürünürken, ADSL halen sadece şanslı şehir ve kasabalarda mevcutken, gavur standart (en düşük) bağlantı hızını 1GB 'a çıkarmış ve daha da çıkarırken, biz standart ADSL hızı gerçekten 512MB'a çıksa diye dua ederken Türk Telekom'dan müthiş (!) bir hizmet atağı geldi.

Her halde bunu açıklerken şaka yapıyorlar filan diye düşündüm ama ciddiler... Yapıyorlar!
İşte bomba haber: (tam metin için link: http://www.ntvmsnbc.com/news/377013.asp)

TT’den dial-up bağlantıya indirim
Türk Telekom, dial-up internet bağlantı ücretlerinde 15 Haziran’dan geçerli olarak yüzde 15 oranında indirim yaptı.


İnternete 145, 200 ve 822’li hatlardan yapılan dial up bağlantılarda, normal saatlerde 207.3 saniye olan kontör atış süresi 243.9 saniyeye, indirimli saatlerde 414.6 saniye olan kontör atış süresi de 487.8 saniyeye çıktı. Yeni tarifeye göre, aynı ücrete yüzde 17 oranında daha uzun süreli internet erişimi imkanı sağlandığı, bunun da yüzde 15 oranında indirime karşılık geldiği belirtildi.

İndirim haberini bir toplantıda konuşan Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Paul Doany verdi. TT bünyesindeki TTNet’in Mayıs ayından itibaren ayrı bir şirket olarak internet sağlayıcılığı yapacağını belirten Doany, adil bir rekabet için TT’nin tüm servis sağlayacılarına eşit davranacağını söyledi.



Giden koca şirkete mi yanayım yoksa alamadığım hizmete mi?

Ben düşük bağlantı hızları nedeniyle iş yapamıyorum, projelerimi kabul ettirirken 40 takla atıyorum, işi sıkıştırıp optimize edecez diye bi tarafımızı yırtıyoruz! TT ne yapıyor? ADSL'i geliştirip, güçlendirip şu memlekete hayırlı bir iş yapacağına anlamsız kararlar açıklıyor. Özelleşince herşey süper olacaktı değil mi? Öyle demişti büyüklerimiz değil mi? İçinizden "acaba" geçmişti değil mi? Alın size özelleştirilmiş TT!

23 June 2006

Değişim Kaçınılmaz...

İnteraktif Ajansımız yeni yapılanmaya gidiyor...

Hayatımıza yeni iş süreçleri ve pozisyonlar duhul ediyor! Artık "Account Manager"larımız olacak, işleri production değil hakikaten management olacak. Tüm production sürecinin başına gelecek bir "Producer" var. Enteresan işler bunlar, zaman ve emek isteyen konular.

Peki biz kafayı mı yedik? Rahatımızı huzurumuzu bozup bu işlere kalkıştık?

Yooo... amaç daha efektif ve optimum çalışacak bir üretim ekibimizin olması ve ajansımızın focusunu "production"dan "marketing"e kaydırmak.

Du bakalım nolcak :)

12 June 2006

Kristal Elma - Plastik Armut

Valla entersan oldu Kristal Elma Ödül töreni...

Diğer kategoriler için yorum yapamam ama bizim tarafta (web siteleri ve interaktif reklam) bi gariplik vardı. Tavukçu'nun "en iyi websitesi" olması sürpriz değildi ancak diğer ödüller için aynı şeyi diyemiyorum. Bu konuda haftasonu Ali Atıf Bir'in "Kristal Statüko Yıkılacak İnşallah" başlıklı yazısı okunmaya değer ;)

Hadi onu geçtim, interaktif reklam kategorisinde 3 ödülünde aynı firmaya gitmesi normal değil. AD? Trafo? hiç mi çalışma mışız?

Ama neyse... bizim için bir ilkti ve beklentimiz yoktu. Seneye daha iyi hazırlanırız, gider alırız ödülümüzü nolcak? :)

Ödül töreni sonrasında önce TİM'in açıklığında daha sonra da "Plastik Armut"larımız elimizde Istanbul gecelerinde dolandık, güldük, eğlendik...

01 June 2006

Smart Marketing / Kişisel Bilgiler (Bölüm I)

Günümüzde marketingcilerin kafa yoruduğu en önemli konulardan biri hedef kitlesini tanımak ve onlara özel önermelerle iletişim yapmaktır. Bunu en doğru ve etkili yapabileceğiniz mecra ise internettir.

İnternette yapacağınız interaktif kampanyalar aracılığı ile kayıt altına aldığınız hedef kitlenizi firmanızın gereksinimler ve öncelikleri doğrultusunda segmente eder, zamanla detaylandırdığınız üye profillerine göre smart marketing yapma şansına kavuşusunur. Burada en önemli nokta, hiç bir mecrada olamayan özellik, kişilerin (üyelerin) kendi istekleri ile kişisel bilgilerini paylaşmış ve dozunda bir iletişime izin vermiş olmalarıdır. Elbette bu erişime sadece bu işi layığı ile yapan, bilinen ve güvenilir markalar sahip olabiliyor.

Bu tarzda oluşturulmuş, marka odaklı "web club"lara birkaç örnek vermek gerekirse Profilo'nun Profilo Online'ı, Lipton'un T-Corner'ı sayılabilir.

Yukarıda bahsettiğim ve sektörümle ilgili örnek, kişisel bilgilerin korunması ve paylaşılması konusundaki örneklerden sadece biri. Peki insanlar kişisel bilgilerin paylaşımında bu kadar hassas davranırken birileri terörü bahane edip sizin hayatınıza dalarsa ne olur?

11 Eylül (09/11)'den sonra ABD havayolu şirketleri yolcu bilgilerini hükümete iletmeye başlamıştı. Daha sonra bu kural ABD'ye sefer yapan tüm havayolları için bir mecburiyet halini aldı. (Buna milli havayolumuz THY de dahil). Avrupa'dan bu kurala karşı çıkan sadece bir şirket oldu, o da dünyada kişisel bilgilere en fazla özen gösteren İsviçre'nin havayolu SWISS.

Şimdi ne mi oldu? Avrupa'da buna dur dedi! Geç de olsa alınmış doğru bir karar. Hiç kimse veya kuruluş benim iznim olmadan kişisel bilgilerimi bir başkasına veremez, satamaz!

Yazının ikinci bölümünde NTVMSNBC'de bu konu ile ilgili yazıyı paylaşıyorum...

31 May 2006

AB-ABD arasında ‘kişisel veri’ krizi (Bölüm II)

AB Adalet Divanı, Avrupalı uçak şirketlerinin yolcuların kişisel bilgilerini ABD’li yetkililerle paylaşmasını öngören anlaşmayı iptal etti.

AB üyesi ülkelerde faaliyet gösteren havayolu şirketleri ile ABD hükümeti arasında yapılan anlaşmada, uçak Avrupa’dan havalandığında yolcuların kişisel bilgileri ABD’li yetkililere bildirmesi öngörülüyordu. Yolcuların kimlik verileri arasında ad, soyad, adres ve kredi kartı bilgileri bulunuyor.

BİLGİLERİN SUİSTİMALİ RİSKİ
Avrupa Parlamentosu, ABD’nin kimlik verileri için gösterdiği ısrara, bilgilerin yerinde kullanılacağının garantisi olmadığı savıyla karşı çıkıyor. ABD hükümeti kişisel verilerden terörle mücadelede yararlanılacağını iddia ederken, AB Adalet Divanı ise bu verilerin suistimal edilebileceğini vurguluyor. Bu konuda esas karar makamı olan Avrupa Parlamentosu, nihai karar için Avrupa Birliği Adalet Divanı’na müracaat etmişti.

AB ADALET DİVANI: TALEBİN HUKUKİ DAYANAĞI YOK
Avrupa Adalet Divanı, ABD’nin talebinin hukuki bir dayanağının olmadığına hükmetti. Divan, Avrupalı şirketlere söz konusu anlaşmaya uyan yeni bir hukuk çerçevesi oluşturmaları için ek süre verdi. Divan, güvenlik amaçlı toplanan verilerin el değiştirmesinde bir sorun olmadığını, ancak ticari amaçlı toplanmış bilgilerin el değiştirmesinin ayrı bir hukuki düzenleme gerektireceğine karar verdi.

ABD TÜM YOLCULARI ‘TANIYACAK’
Washington hükümetinin bir yandan kişisel bilgilerin teslim edilmesine yönelik ısrarı sürerken, diğer yandan da bu bilgileri vermeyen havayolu şirketlerine ceza verilmesi ve iniş haklarının iptali gibi yaptırımlar koyacağı açıklandı. ABD’li yetkililer ayrıca, kişisel bilgilerin verilmemesi halinde yolcuların saatlerce kontrolden geçirileceği uyarısını dile getiriyor. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD havalimanlarındaki güvenliği artırmıştı.

Kaynak: www.ntvmsnbc.com
Haberin linki: http://www.ntvmsnbc.com/news/375069.asp

22 May 2006

Marketing Ideas / Pazarlama Fikirleri

Springwise
Springwise
Springwise

Takip etmenizi şiddetle tavsiye edeceğim bir site ve onun "newsletter"ı var. Springwise; dünya üzerinden en ilginç ve radikal pazarlama fikirlerini topluyor, hap yapıp size sunuyor, size de yutması kalıyor.

Bazı konular çok zorlama veya bizim kültürümüze ters kaçabilecek olsa da "marketing" kavramının altı nasıl doldurulur, çeşitlendirilir, zorlanır onu görüyorsunuz.

Bir de fikir havuzları var... göz atın!
http://www.springwise.com/ideas/

18 May 2006

Napster Geri Döndüüü...

Plak şirketlerinin 1 numaralı düşmanı, yeniden internette!

(İyi oldu)


ABD'de internet kullanıcıları arasında ücretsiz şarkı indirmedeki büyük şöhreti dolayısıyla plak şirketlerinin bir numaralı düşmanı haline gelen Napster, yeniden ücretsiz müzik işine döndü...

11 Mayıs 2006 Perşembe İnternette 1999'da ortaya çıkan ve 70 milyondan fazla kullanıcının bedava müzik indirdiği Napster, telif hakları yasasını çiğnediği için büyük kayıt şirketlerinin girişimiyle 2001'de mahkeme kararıyla kapatılmıştı.

Yeni reklam kaynaklarının mali desteğiyle webe geri dönen Napster yayınladığı açıklamayla 2 milyondan fazla şarkı kataloguyla müzikseverlere yasal ücretsiz müzik dinleme olanağı sunan ilk şirket olduğunu duyurdu.Napster'ın başlattığı uygulamaya göre, siteye üye olunduktan sonra bir şarkı 99 cent (yaklaşık 1,3 YTL) karşılığı bilgisayara indirilmeden önce 5 kez ücretsiz dinlenebiliyor ya da kullanıcı ayda 10 dolar karşılığında 2 milyonluk şarkı kataloguna kısıtlı erişim olanağı elde edebiliyor. ''Streaming'' uygulamasına göre dinlenebilen şarkılar, bilgisayarın katı diskine kaydedilemiyor ve bir başka cihaza nakledilemiyor.

Esas "cinlik" haberin devamında açıklanıyor...
Haberin Linki: http://teknoloji.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1625
Kaynak: Milliyet

Borga'nın Yorumu:
İnternet Engellenemez!

15 May 2006

easyjet ve marketing

Avrupa'nın bir numaralı "budget airline"ı, yani ülkemizde oturan adıyla "hesaplı havayolu" easyjet çok yakında Türkiye pazarında...



Bu ne anlama geliyor peki?

- Başta THY olmak üzere Atlasjet, OnurAir ve Pegasus gerçek rekabet nedir anlayacaklar. Belki içlerinde en sağlamı Pegasus çünkü en Avrupai pazarlamayı yapan onlar.
- Tüm sektör bir ürün nasıl pazarlanır, nasıl insanların kafasına sokulur onu görecek. Bundan bir yıl sonra yurtdışına uçuş dendiğinde akla gelen ilk iki markadan bir olacak easyjet.
- Derdi, gerçekten Istanbul'dan X yere uçmak ve uçak darmış, yemek yokmuş dert etmeyen kitle 3 kuruşa uçabilecek, parasını gittiği yerde yemeğe, otele harcayıp daha efektif tatil yapacak.

Peki ben neden bu kadar ilgiliyim bu şirketle?
Seyahat tutkumu bşr yana bırakırsak, easyjet sadece ve sadece internet üzerinden bilet satan bir havayolu olarak bu ülkeye internetin ve online satışın "öcü" olmadığını insanların kafasına çakacak!

Türkiye müdürünü de atadı!
http://www.mediacatonline.com/haber.asp?haber=2372

Bir başka beklediğim marka ise Vodaphone...
Geliş şekli itibariyle ve memleketin telekominikasyon networkünün bu kadar içine girmesinden haz etmesem de Vodaphone da marketingin hakkını vererek girecek bu ülkeye.

Takipteyim... takip edin ;)

Bu konu ile ilgili olarak Smarketing yazısını okumanızı tavsiye ederim

09 May 2006

Kristal Elma

Reklamcılar Derneği tarafından bu sene 18ncisi düzenlenecek olan Kristal Elma organizasyonuna iş teslim süresi geçen hafta doldu.

İlk defa açılan OL32 kategorisi Online Reklam ve İnteraktif Kampanyalar yarışıyor ve doğal olarak iki çalışma ile katıldık. İki de web sitesi sokalım dedik, hazırladık, paketledik, gönderdik! İyi mi ettik köt mü ettik bilemiyorum ama sonuçlar 09 Haziran 2006'da belli olacak.

Merak edenler için yeni web sitesi www.kristalelma.org

03 May 2006

Philips’in ‘anti-zapping’ teknolojisi

Hollandalı elektronik devi Philips, izleyicinin reklamlarda kanal değiştirmesini engelleyen yeni bir teknoloji geliştirdi.

Televizyon izleyicileri reklamlarda kanal değiştirir, çünkü kimse dakikalarca reklam izlemek istemez. Ancak yeni bir yazılımla izleyici istese de istemese de reklamları izlemek zorunda kalabilir. Hollandalı Royal Philips’in geliştirdiği yeni teknoloji, yayıncı şirketin izlenen kanalı dondurmasına olanak veriyor. Böylece zap yapamayan izleyici reklamları izlemek zorunda kalıyor.

Yeni teknoloji için ABD’de patent alan Philips, kanal dondurma özelliğinin bazı özel programlarda uygulanacağını duyurdu. Yeni teknoloji televizyonların veya yayıncı kuruluşun dekoderlerinde bütünleşik olarak gelecek.

ZAPPING İÇİN EK ÜCRET
Philips, anti-zapping teknolojisinin izleyicilerin hoşuna gitmeyeceğini kabul ediyor. Patent anlaşmasında eklenecek bir maddeyle, izleyici yayıncı kuruluşa ek bir ücret ödeyerek anti-zapping özelliğini kaldırabilecek.

İSTERSE REKLAMLARI DA SİLEBİLİR
Philips sözcüsü Andre Manning, yazılımın tanıtıldığı basın toplantısında teknolojinin aynı zamanda reklamların izlenmesini de engelleyebileceğini belirtti. Manning, amaçlarının izleyicileri zorda bırakmak olmadığını, hedeflerinin bir filmi reklamlı ve reklamsız olarak iki türlü izlenmesini sağlamak olduğunu vurguluyor. Yeni teknolojiyle, yayıncı kuruluş filmin reklamlı ve reklamsız versiyonlarını farklı fiyatlardan izleyiciye satabilecek.

Şirket sözcüsü Andre Manning, yeni teknolojinin ürünlere yansıtılmayacağını, sektörün genel gelişimine katkısı olması amacıyla diğer şirketlerle paylaşılacağını dile getirdi.

Kaynak: ASSOCIATED PRESS

Problem şu; eğer Digiturk'ü ücretsiz izleyeceksem reklamlara katlanabilirim fakat Digiturk'e normal aylık ücretimi öderken bir de üstüne XX YTL daha vermezsen zap yapamayacaksın derlerse o kutuyu kafalarına atmak gerek. Zorla reklam/marketing olmaaaaz, olamaz!

20 April 2006

Google'dan bir "cinlik" daha!

Sanki göstere göstere yaparız ve insanlar bile bile gelir dercesine Google'dan bir "hizmet" daha! Web tabanlı ajandam olacak, hangi gün, ne zaman, nerede, kiminle, ne yapacağımı yazacağım ve bu bilgilerin güvenliğinden emin olacağım? ABD hükümeti istediğinde bunlara erişemeyecek? Yok ya! Google'ı arama motoru olarak kullanıyorum ama motor olarak kalması en iyisi...

Yoksa bu teknolojileri/fikirleri birileri geliştiriyor Google da hayatımıza mı sokuyor?

Arama devi Google, Web tabanlı ajanda hizmetinin deneme sürümünü başlattı. Hizmet ile kullanıcılar, randevu kaydı ve takibinin yanı sıra diğer yazılımlarla plan koordinasyonu ve otomatik uyarı gibi özelliklere de sahip oluyorlar. Ücretiz bir şekilde herkesin kullanımına açık olan hizmet daha pek çok özelliğe sahip bulunuyor.

Google Calendar, yeniliklerine hız kesmeden devam eden arama devi Google’ın ‘hayat şekillendirme’ asistanı olarak Web üzerinden tüm kullanıcılara ücretsiz bir şekilde sunuldu. Henüz deneme aşamasında olan hizmet, Internet Explorer ve Mozilla Firefox Web tarayıcılarını destekliyor. Sadece İngilizce olarak sunulan Google Calendar, arama devine göre yakın bir zamanda diğer pek çok dili destekleyecek.

... (devamı için Hürriyet)

18 April 2006

Kasap Et - Koyun Can Derdinde! Süper Internet

Güney Kore ve Japonya’da geliştirilen "optik geniş bant" internet erişimiyle 4.7 gigabyte büyüklüğünde bir filmi 6 dakikada indirmek mümkün olacak.


İnternetteki veri çokluğuna karşın bağlantı hızların düşüklüğü, özellikle Türkiye gibi internet erişiminin alınan hizmete oranla çok yüksek olduğu ülkelerde büyük bir sorun iken Japonya ve Güney Kore bağlantı hızı konusunda devrim yapmaya hazırlanıyor.

Mevcut klasik geniş bant internet bağlantılarında büyük fotoğraf, müzik ya da film indirmek oldukça uzun zaman alırken, yeni geliştirilen "optik geniş bant" internet dünyasında yeni bir çığır açacak.

SÜPER HIZLI İNTERNET

Newsweek dergisinin "Süper hızlı internet" olarak nitelendirdiği bu yöntemin fiber kablolarla evlere internet hizmeti olduğu kaydediliyor. Söz konusu iki ülkede çok sayıda insan tarafından kullanılmaya başlanan bu bağlantının saniyede 100 megabitlik bir hız sunduğu kaydediliyor. Bu bağlantı, varolan erişim hızının 20 katından daha yüksek bir erişim hızı vaad ediyor.

Optik geniş bant sistemi ile 2 saat süren 4.7 gigabyte boyutundaki bir filmin bilgisayara indirilmesi sadece 6 dakika sürüyor.

HOLLYWOOD KAYGILI

Ancak pek çok internet kullanıcısı için rüya gibi gelen bu bağlantı hızından rahatsızlık duyan kesimler de bulunuyor. Asya’da bulunan DVD oynatıcı üreticileri, bir filmi 6 dakikada indirebilen hiç kimsenin bir DVD oynatıcıya ihtiyacı olmayacağına inanıyor.

Bu bağlantıya sahip kişilerin yasadışı yollardan film indirebileceği inancı, Hollywood tarafında ise fikri haklar açısından kaygı yaratıyor.

BORGA DİNÇLER KAYGILI

Ülkemde internet hızının, o da ADSL şansı olan yerlerde, 128K seviyelerinde sürünürken adamlar 100 Mps bağlantılardan bahsediyorlar. Biz de hala kendimizi kandıralım; Endüstri Devrimini kaçırdık ama Bilgi Çağını yakaladık diye... Nah yakaladık!

Kaynak: ANKA

01 April 2006

ABD’de spam’cilere ceza yağıyor! Beter olsunlar...

ABD’de bir internet pazarlama şirketi, spam posta gönderimi suçuyla 900 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Bir diğer davada da 4 spam gönderici 30 yılla yargılanıyor.

"San Francisco merkezli Jumpstart Technologies adlı şirkete 900 bin doların yanı sıra, internet faaliyetlerinden men cezası geldi. ABD’de son bir yıl zarfında birçok spam göndericisi, ‘CAN-SPAM’ adı verilen özel bir yasayla ağır cezalara çarptırıldı. İlgili haberin tam metni için tıklayınız: NTVMSNBC"

İnternet üzerinden pazarlamayı "spam" göndermek zanneden, "Permitted Marketing" kavramından bihaber ve insanları rahatsız eden zihniyete en güzel cevaptır bu! Ne yazık ki ülkemizde halen bu konuda yasal boşluk var ama zamanla bu da çözülecektir. Bu süreçte bize düşen görev doğruları savunmak ve anlatmaktır.

29 March 2006

Yaratıcılık ve Zihni Sinir

Pazarlama Karmasının (Marketing Mix) ilk "P"sine ne kadar uyar tartışılır ama benim de içinde olduğum nesil için Porof. Zihni Sinir yaratıcılık denidiğinde aklımıza gelen isimlerin başındadır. Saygılarımı iletiyorum...

Hatta çeşitli muhabbetlerde defalarca duymuşumdur; "Zihni Sinirlik" kavramını. Sitesini ziyaret edin, pratikte uygulanabilirliğine bakmadan fikirleri inceleyin... belki çakar bi şimşek kafanızda... kim bilir? Çakmıyorsa üzülmeyin en azından gülümsemişseniz bu da bi şeydir ;)

http://www.zihnisinir.com/TR/default.asp

24 March 2006

Tryvertising

Herşey online olamaz zaten!

Bugünlerde inceleyip üzerine kafa patlattığım konu "Tryvertising".

Marketing alanında yeni bir kavram ve nereye gideceğini çok merak ediyorum.

Bir yandan da bu yöntemi online marketing ile ne noktada ve nasıl birleştirebilirim diye düşünüyorum. Olur mu? Offline-Online dengesinin oturtulduğu bir fikirle olur! Yanda otobüs durağından sabah kahvesini alan birini görüyorsunuz. Marka ve ürün hayatın içine girmiş durumda. Kİmse size deneyin diye bir bardak uzatmıyor. Kendiniz sabah mahmurluğunu atmak için uzatıyorsunuz elinizi ;)

Hizmet verdiğim markalardan birine fikri çaktık, bakalım ne olacak?

Konu ile ilgili newsletter'a bu linkten ulaşılabilir. http://www.trendwatching.com/trends/TRYVERTISING.htm

Fırsattan istifade takip ettiğim ve enteresan uygulamaların ve yeniliklerin bulunduğu TrendWatching'in Trend Briefing'ine üye olunmasını herkese tavsiye ederim.

23 March 2006

Istanbul Universitesi Teknoloji Günleri

28-30 Mart tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Avcılar kampüsünde Türkiye'nin en büyük üniversiteler bazında teknoloji günleri organizasyonu gerçekleştirilecek.

Organizasyon süresince binlerce kişinin aktivitede yer alan etkinliklere katılması beklenmekte. Organizasyonun amacı üniversite gençliği ile teknolojiye yön veren firmaları buluşturmak gelişen bilişim ve iletişim sektöründeki son yenilikleri üniversite gençliği ile paylaşmak olacak.

Ben de IU mezunuyum, nedense bu tip etkinlikler hep Avcılar'da olurdu ve ben de kızardım... bugün de sistem değişmemiş! Ama olsun... maksat gençler haşır neşir olsun teknoloji ile...

10 March 2006

Google ‘herşey’i internete sığdıracakmış!

Bugün ajanslara düşen ve ntvmsnbc tarafından hemen duyurulan San Francisco kaynaklı bir habere göre internetin en büyük arama motoru Google, milyonlarca kullanıcının dosyalarını internette saklayacak dev bir ‘online depolama sistemi’ kurmayı tasarladığı bildiriliyor.

Haber şöyle devam ediyor; ‘Bütünsel Online Depolama’ olarak tanımlanabilecek sisteme dair bilgiler, Google CEO’su Eric Schmidt’in verdiği bir sunumdan alındı. Kurumsal amaçla yapılan sunuma ait PowerPoint dosyasının bir hata sonucu internete sızdığı belirtiliyor.

Bak sen! İroni böyle bir şey işte...
Powerpoint'i sızdıran bir şirket kullanıcıların bilgilerini internette saklamaya talip oluyor. Burada bir hata var ama nerede? Ya bu sızdırma meselesi "viral marketing" denilen olayın bir versiyonu ya da Google daha baştan yan basıyor. Neyse bunu geçiyorum...

Google'ın CEO’su Eric Schmidt, kurum çalışanlara yönelik mesajında, “Sonsuz depolama ile tüm kullanıcıların dosyalarını saklayacağız, e-postalar, internet geçmişi, resimleri ve diğerleri...” cümlesini kullanıyor. Siz de benim düşündüğümü mü düşünüyorsunuz? George Orwell'ın 1984 adlı romanında bir bölüm okur gibi oldum!

Perşembe günü katıldığım toplantıda teknolojinin araç olduğunu ve onu yönetebilmemiz gerektiğini söyledim... ve ekledim; ben çok uzatmadan gidicem buralardan. Bu işin bu kadar içinde olup bunları söylemek ve yazmak da bir ironi ama teknoloji bir yere kadardır. Asla unutulmaması gerekn bir şey var....aslolan insandır!

07 March 2006

İletişim Tasarımı ve Pazarlama

17 Mart, Cuma günü Yıldız Teknik Üniversitesi (YTU) - İletişim Tasarımı Bölümü'nde E-Pazarlama Stratejileri konusunda ders/konferans karışımı bir olaya giriyorum...

4P / 4C
B2B
B2C
C2C
Targeting / Segmentation
Internette Promosyon
CRM

Açıkçası henüz nasıl anlatacağımı düşünmedim ama konular keyifli, olay güzel, bakalım neler olacak?

06 March 2006

update.exe

Online marketing işi ile ilgili olup, internet ve interaktivite sık kullandığınız kelimelerse, dahası bir "interaktif ajans"da veya "digital marketing" ile ilgili bir yerlerde çalışıyorsanız okumanız gereken yayın sayısı fazladır. Neden mi? Çünkü işin hem marketing ayağına hem de teknoloji ayağına bakmanız, takip etmeniz kendinizi update etmeniz gerekir.

Peki ben bunu nasıl ve ne zaman yapıyorum? Genelde ev ödevi şeklinde oluyor... MediaCat, Marketing Türkiye, Infomag, Reklam, Capital, Platin ve Business Week Türkiye yerli kategorisinden "okunacaklar" listesine girenler.

Yabancı yayınlardan Wired, Business 2.0, Fast Company ve Wallpaper favorilerim. Yurtdışından gelen kataloglar cabası.

Bunları okurken sıkılıyor muyum? Hayır... aksine keyif alıyorum! Her ay okuduğum 20-25 yayından beynimi besliyor, fikirler buluyor, kafamda birşeyler çakıyor...

03 March 2006

Zorlama Mesaj - Katılım Bankası Spermleri

Bugünlerde feci şekilde kafama takılan bir kampanya hakkında birkaç laf etmek istiyorum...

Hayat tarzım ve var olduğum çevre tarafından bakıldığında "diğer taraf" olarak gözüken bir kesim yıllarca "banka" ve "faiz" gibi tanımların geçtiği yapılara uzak durmuş, tepki göstermiş ve yatırımlarını finans kurumlarında "katılım ortaklığı" yoluyla değerlendirmiştir. Bu bana hep komik gelmişti zaten! Çocukluğumuzda bu alanın en bilinen kurumu Faisal Finans kurumuydu. Sonraları farklı isim altında benzer oluşumlar da duhul etti!

Geçmişi bir kenara koyalım ve günümüze bakalım...

Şu aralar çeşitli mecralarda eskinin "finans kurumu" olan fakat yeni düzenlemelerle adını "banka"ya çevirmiş olan Katılım Bankası'nın reklamlarını görüyoruz. (bu arada; logosunda Katılım Bankası küçük yazıyor... hala aynı kodlama) Bu kuruma bankacılık sektöründe başarılar dilerim.

Benim takıldığım noktaya gelirsek; kampanyanın ana mesajı bu alanda faaliyet gösteren iki lider kurumun birleştiği, yeni bir isim ve anlayışla yatırımcılara hizmet için yola çıktığıdır. Burada geçmişe vurgu yapılmakta, birleşmeden güç doğar gibi alt mesajlar verilmekte. Hatta anlatım yine çocukluğumuzda TRT'de yayınlanan İnanç Dünyası vari çekimlerle yapılmış.

Peki çok güzel ama neden bu kadar zorladınız?

İki kurumu damlalar olarak görüp bunlardan irice bir damla oluşturup sonra sular seller gibi akıp götürmek tamam da o en baştaki iki damla yok mu... işte beni bitiren orası. O damlalar varya o damlalar... sanki vajinadan yumurtaya doğru koşmakta olan spermler gibi! İronik olan bu karenin eski "finans kurumu" şimdinin "katılım bankası" olan bir kurumun reklamında olması.

Emeğe saygım sonsuz, çekenlerin ellerine sağlık. Fakat ben takıldım bu konuya. Yoksa ben mi önyargılı veya algı .exe'si farklı çalışan bir adamım yoksa gerçekten bu sperm olayı var mı? Başkaları da takılıyor mu?

02 March 2006

Hotel Nova

Son Tayland seyahatinde kuzenle birlikte kendimizi sulara bırakmış bir haldeyken aklımıza dank eden ve birşeyler yapmanın zamanı geldi dediğimiz bir vakadır Hotel Nova...

Ören'de bulunan ve tanımlarken "Hotel Nova is a family operated business" denilen bir otelden bahsediyorum. Geçen ay oturup 2 yıllık makro bir plan hazırladım ve enişteme gönderdim. Haftasonu aile toplantısında tekrar konusu açıldı ve otelin geleceği konusunda Tayland'dan sonra kendimi bir kez daha sorumlu hissettim.

Şimdi kafamda, arka tarafta çalışan bir hotelnova.exe var! Bu yaz web sitesini yapıcaz ve sonbahar gibi online marketing çalışmalarına başlayacağız. Enteresan bir çalışma olacak... bir nevi pilot çalışma ;)

Çaktı mı kafanızda birşeyler? (bu aralar favori lafım)

01 March 2006

CRM nedir?

Bazı ithal laflar vardır kullanmayı pek severiz, moda olur, herkesin ağzına düşer ama kişiyi çekip şöyle bi salladınızmı anlarsınız durumu!

CRM bunlardan biri...

Plazalara gömülmüş birçok şirket yetkilisi CRM denilen olayı software satın almak, birkaç mail atmak zannediyor. Veya daha pazarlama odaklı bakanlar ve bazen de kendi sektörümüzden insanlar CRM denildiğinde $$$ bakıp nasıl daha fazla ürün satarım diye düşünüyor. Bi kopun ya!

Gavur şöyle açıklamış;

CRM is a philosophy and a business strategy supported by a system and a technology designed to improve human interactions in a business environment!

Ömer Orhun'un* tabiriyle "Çaktı mı kafanızda birşeyler?"