19 Şubat 2007

Uygunsuz Gerçek - Küresel Uyarı

KÜRESEL ISINMA NEDİR?

Karbondioksit ve diğer gazlar güneş ısısını atmosferde tutarak gezegenin yüzeyinin ısınmasına yol açar. Bu ısınma iyi bir olaydır çünkü gezegenimizin yaşanacak bir yer olmasını sağlar. Bunun yanında kömür, gaz, petrol gibi fosil yakıtları tüketerek ve ağaçları keserek dünyanın atmosferindeki karbondioksit oranını yükseltmiş durumdayız, ki bu da sıcaklıkların sürekli yükselmesine neden oluyor.

Bilimadamlarının birçoğu küresel ısınmanın gerçekliği konusunda hemfikir, küresel ısınmanın aktif bir şekilde devam ettiğini, bunun doğal bir olay olmaktan çok insanların aktiviteleri sonucunda oluştuğunu söylüyorlar. Kanıtları ise çok kuvvetli ve inkar edilemez düzeyde.
Değişimleri şu anda da gözlemleyebiliyoruz. Buzullar eriyor, birçok hayvan ve bitki yaşam alanlarının dışına çıkmak zorunda kalıyor, ciddi boyuttaki fırtınaların ve kuraklıkların sayısı artıyor.




YAPABİLECEĞİNİZ 10 BASİT ŞEY


Küresel ısınmayı durdurmak için sizde mi bir şeyler yapmak istiyorsunuz? Karbondioksit salınımını azaltmak için yapabileceğiniz 10 basit şey ve bunları yaptığınızda ne kadar karbondioksit tasarrufu sağlayabileceğiniz:

Ampulünüzü değiştirin
Standart akkor ampulünüzü tasarruf ampulü ile değiştirin, yılda 75 kg karbondioksit tasarrufu sağlayın.
Daha az araba kullanın
Daha sık yürüyün, bisiklet kullanın ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanın. Araba kullanmadığınız her 2 km için 0,75 kg karbondioksit tasarruf edeceksiniz.
Geri dönüşüme katkıda bulunun
Evinizden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Lastiklerinizi kontrol edin
Düzgün şişirilmiş lastiklerle litre başına aldığınız yol %3 oranında artacaktır. Her 4 litre benzin tasarrufu, 10 kg karbondioksiti atmosferimizden uzak tutar.
Daha az sıcak su kullanın
Suyu ısıtmak için çok fazla enerji gerekmektedir. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysilerinizi soğuk ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçının
Çöpünüzü %10 oranında azaltarak 600 kg karbondioksit tasarrufu yapabilirsiniz.
Su ısıtıcınızı ayarlayın
Isıtıcınızı kışın 2 derece aşağı, yazın 2 derece yukarı ayarlayın. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu sağlayabilirsiniz.
Bir ağaç dikin
Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emer.
Çözümün parçası olun
Harekete geçmek ve daha fazla bilgi almak için http://www.iklimkrizi.net ziyaret edin. Herkese anlatın ve arkadaşlarınızı “Uygunsuz Gerçek” filmini seyretmeleri için teşvik edin.


Unutmadan!

Kyoto Protokolünü "ekonomik gelişmemi olumsuz etkiler" diyerek imzalamayan ancak global ısınmaya en fazla katkısı olan ABD'ye de buradan selamlarımızı gönderelim ;)

07 Şubat 2007

İnteraktif Video/AdverGame

Geçen yıl Carlsberg Türkiye için gerçekleştirdiğimiz projenin kamera arkası görüntülerini yönetmenimiz Harun Yücesoy YouTube'a koymuş. İzleyince bi garip oluyor insan. Yazık ki bu prodüksiyonu gerçekleştiren ekibin hiçbir şu anda ilgili ajansta çalışmamakta. "Low Cost Production" denilen olayın suyunu çıkarmışız! Son replik harika mesela :) Videoyu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz; http://www.youtube.com/watch?v=FOF3s8LDkCg Macera Istanbul'u oynamak için eski ajansımızın serverına giden linki verebiliyorum; http://www.adinteractive.com.tr/maceraistanbul/ Carlsberg'e Macera Istanbul ve devam bölümleri için proje ardına proje üretirken aklımda kalanları da bu linkten okuyabilirsiniz http://www.carlsbergism.blogspot.com/ Biz buradayım efenim, beklerizzz ;)

01 Şubat 2007

Mobile Monday Istanbul - February 2007

MoMo Istanbul Şubat toplantısı 05 Şubat 2007, Pazartesi (!) günü, saat 18:00'de Maslak Ericsson Mobility World'de gerçekleştirilecek. 
 
Ocak toplantısı Maçka'da Avea binasında yapılmış, Türkiye'de IPTV ve Mobile TV mevzuları iredelenmiş ve ben katılamamıştım. Buluşmanın detayları, fotoğrafları ve sunumları için (özellikle Digitürk'ün sunumu enteresan) MoMo Istanbul sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Şubat buluşmasında, sevgili Alemşah'ın "Web 2.0 - Developments Around the World and in Turkey" konulu interaktif sunumu, ve Cem Sertoğlu'ndan Mondus Demo gözükmekte. (Yeri gelmişken, bir kez de buradan Alemşah'a kurduğu 4129 Creative Marketing Solutions'da başarılar dilerim... ) Bekleriz efendim...

25 Ocak 2007

Yaşasın Özgür Müzik!

Muzi Hacklendi! - Yaşasın Özgür Müzik!


http://www.muzi.com.tr veya http://www.muziplay.com 'den şarkıları seçip "bedava" butonuna tıklayıp şarkıları indirebiliyorsunuz...

07 Aralık 2006

Smarketing

Üniversitede, kursta veya ilgili kitaplarda tariff edilen ve/veya “işletme”nin olmazsa olmaz bazı departmanları vardır; Satın Alma/Depo, Üretim, Satış, Muhesebe ve Yönetim. Yine aynı kaynaklarda “Pazarlama” daha çok ürünün daha iyi satması için yürütülen reklam ve tanıtım gibi destek faaliyetleri tanımlamak için kullanıldığı görülür. Burada tüm işletme mantığını ve tanımlarına akademik yorumlar getirme niyetinde değilim. Daha çok “Satış” ve “Pazarlama” üzerinden bir yerlere gideceğim. Aslında konuya kafama takılan ve sizlerin de sıkça gözünüze çarpan bir klişe ile giriş yapmak istiyorum; “Satıcılar ve Pazarlamacılar Giremez!” Bu men edici ibareyi daha çok apartmanların girişlerinde görürsünüz. Kimdir bunlar? Satış ve satıcı nedir? Pazarlama ve pazarlamacı nedir? Türkçemize yerleşmiş bu yanlış tanımlama nedeniyle şunu açıkca söylemek gerek; bu yazının muhatabları ne satıcılar ne de pazarlamacılar. Günümüzde bu yanlış tanımlamalardan birini yerine İngilizce karşılığını koyarak kurtarmaya çalışıyoruz; “Marketing”. Satış için ne yazık ki aynı yönetem tam olarak işlemiyor ama ona da “Sales” diyelim. Sales & Marketing Kitaplarda yazanlar, günümüzün gelişen iş dünyasının ve ona has dinamiklerinin gerisinden gelmekle beraber değerli hocalarımız dersleri “patch”ler ekleyerek ve sektöründen içinden insanları derslere davet ederek kapatmaya çalışıyorlar. Fakat halen birçok şirkette ya “marketing” departmanı yok, ya da “sales & marketing” adı altında –ki aslında “sales” altında- birlikte yürütülmeye çalışılan iki paralel süreç var. Bir de bu departmana PR yükünü de yüklersen “3 in 1” çözüm yaratılmış olur! Hele bir de birden fazla ürününüz varsa araya birkaç “brand manager” serpiştirin, olsun size “4 in 1”. Unutmadan… “product manager” da var! Hem de çok önemli. Al sana “5 in 1”. Olur mu? Nah olur! Oluyor, yürüyor diyen ya yalan söylüyordur ya da yürümediğinin farkında değildir. Bir insan nasıl ki hem Galatasaraylı hem de Fenerbahçeli hele hele hem de Beşiktaşlı olamaz, bu işte böyle bir iş işte! :) Güçler Ayrılığı “Product Management” ayrı bir süreç olduğu için onu baştan ayıralım. “Product Manager”, Türkçesi ile “Ürün Yöneticisi” birbirine bağlı bu zincirin önceki bir halkasıdır. “Brand Management” ise organizasyonun büyüklüğüne ve markaların sayısına göre zincire dahil olan bir olgudur ki biz bu yazımızda onu da ayırıyoruz. “PR” ise genelde “outsource” edildiği için PR ajansı ile iletişim/koordinasyon (tercihen) tek veya çok noktadan yürütülebilir bir süreç olarak şimdilik konumuz dışında kalıyor. Geriye “Sales” ve “Marketing” kalmakta ki yazımızın konusu da bu. Ying-Yang - “Her İyinin İçinde Kötü, Her Kötünün İçinde de İyi Vardır” Bu Uzakdoğu felsefesinin özü aslında “Sales” ve “Marketing” için de geçerlidir. Birbirinden tamamen farklı bu iki süreç içlerinde diğerinin “benim” dediği olguları barındırır. Günümüzde, modern iş hayatında kesişen noktalar daha da artmıştır. Bu nedenle her ikisini de aynı yapı içerisinde, üstelik aynı departmanda yürütmeye çalışmak “zorlama” bir hareket olur. Bu iki kesişen kümeyi kesin çizgilerle ayırıp kendilerine yakın süreçleri de ek olarak kümelere dahil etmek (örn. “PR”ı “Marketing”e veya “Distribution”ı “Sales”e) departmanları meşgul eder ama aynı zamanda birçok işin havada kalmasını doğurur. “Bu bizim işimiz değil ki!” denildiği noktada kan kaybediyorsunuz demektir. Ya da kontra bir yaklaşımla şunu sormak isterim; internet bir satış kanalı mıdır yoksa pazarlama çalışmalarının önemli bir ayağı mıdır? İkisi de mi? “Houston, we have a problem!” İhtiyacın Belirlenmesi… Birkaç örnekle ilerliyelim; Son tüketiciye direkt satışı olmayan ve aracılarla çalışan bir firmayı ele alalım. Bu durumda tüketiciye ulaşmak tavlamanız gereken aracılardır ve bu iş satış değildir, ister kanal yönetimi, ister “distribution” diyelim ama bu satış değildir. Ancak ürününüzü ulaşılabilir kılmanız ürününüzün satılacağı anlamına gelmez ve bu süreç ne yazık ki sizin kontrolünüzde değildir. Bu noktada yapmanız gereken talebi yaratmak, yani tüketiciyi (potansiyel alıcıyı) etkileyip “talep etme” noktasına getirmektir. Tüketici, aracıya “xxx var mı?” dediği noktada zincir tamamlanır. Hizmet ve/veya fayda satan bir firmayı ele alalım. Bu durumda dağıtabileceğiniz fiziki bir ürün olmadığı için işiniz daha zor. Bir başka deyişle “hayal” satıyorsunuz demektir. Bu durumda da tüketicinin iknası tek hedeftir ve bu zor bir süreçtir. Üstelik günümüz insanının “bire bir satış” için vaktinin ve sabrının kalmamış olmasıdır. Bu yöntemi en agresif şekilde uygulayan banka ve sigorta şirketlerinin ziyaretlerine ne kadar sıcak bakıyorsunuz? Ne kadar vakit ayırıyorsunuz ve en önemlisi ikna oluyor musunuz? Niş bir ürünü olan bir firmayı ele alalım. Bu durumda “hedef kitleniz” zaten kısıtlı, oldukça seçici ve bilinçli bir kitledir, “cin” gibidir. Klasik yaklaşımla 40 takla da atsanız talep yaratamayabilirsiniz. Özetlersek, ürününüzü ulaşılabilir kıldıktan sonra (ki bu zaten olmazsa olmaz bir süreçtir) ihtiyacınız olan “hard sales” değildir. İhtiyacınız olan, tüketicinin talebe ikna edilmesi yani pazarın (market) yönlendirilmesi, kendi kendine ikna sürecini yaşatılması ve harekete geçirilmesidir. Bunu başardığınız an satış (sales) kendiliğinden oluşacaktır. Metaforik Yaklaşım Ders kitaplarında geçen “bir firma”yı “kişi” ile özdeşleştirirsek, satış (sales) o insana balık vererek karnını doyurmak ve yaşatmaktır. Evet yaşamsaldır! Marketing ise “kişi”ye balık tutmayı öğretmektir. Oltasını veya ağını nerede nasıl ne süre ile atacağını öğrettiğinizde her zaman karnı doyacaktır. Smarketing nedir? Klasik anlamdaki “Sales”i oyunun dışına atan, sonucunda birçok faydayla birlikte (marka bilinirliliği, ilk tercih, hatta “love mark” olmak vb) satışı da getiren, tüm kanal ve araçları (web 2.0, e-CRM, Guerilla Marketing, Outdoor, Indoor, Basılı, On Air TV/Radio, Neuro Marketing, PR, Event vb) kullanan, entegre bir “Marketing” anlayışıdır, “Marketing 3.0”dır. Smarketing;… (Comment kısmından siz devam edin lütfen…)

28 Kasım 2006

Hayat - Futbol - Takım Olmak

Hayat futbola fena halde benzer!

"Futbol, şahsi beceri gerektirir... ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin! Evet... kaybedersin" 
 
İster iş hayatında sana güvenen, inanan ve seven, senin de aynı şekilde konumladığın insanlardan oluşan bir takım olun isterseniz gerçek "dost"larınız ve yakın arkadaş çevrenizle bir takım olun... ama bir takım olmaya, bir takımın parçası olmaya çalışın. Kazanırsınız!

20 Kasım 2006

Pazarlama 2.0

Etkileşimli Pazarlama Zirvesi, daha sektörel bir tanımla İnteraktif Pazarlama Zirvesi 22 Kasım 2006, Çarşamba günü (Yarın) Istanbul Hilton'da gerçekleştirilecek.

Programa baktığımda camianın aslında çok da büyük olmadığını görüyorum... Ana sponsor zaten aynı ofis katını paylaştığımız Medyanet. "İnternette Marka Olmak" konulu konuşmayı yapacak olan Fatoş Karahasan aynı zamanda bizim markanın (MUZİ) "marka danışmanı". "Trendler:Pazarlama 3.0" bölümü -ki bence en ilginç olan- son zamanlarda çokca mesai harcadığım Alemşah Öztürk tarafından sunulacak. Sonuç alan kampanyalar bölümünde B/S/H/ (Bosch) tarafından sunulacak "case study" benim de 1,5 yıl emek verdiğim, teklifinden üretimine yer aldığım "BoschEvi" ve yan uygulamalarını kapsayacak. "İnteraktif Pazarlama Ödülleri" jürisinde eski patronum, kuzenim ve Alemşah bulunuyor :) Ben mi? Bir tesrslik olmazsa orada olacağım... Siz??? Detaylı bilgi ve online kayıt için; www.marketingturkiye.com