27 Şubat 2008

Reklamveren, TV’den uzaklaşıyor!

Reklamveren, TV’den uzaklaşıyor da nereye gidiyor diye soranlara güzel bir yanıt Marketing Türkiye'de okuduğum bir haberden geliyor;

National Association of Advertisers ve Forrester Research tarafından yapılan araştırmaya göre pazarlamacılar, son iki yılda televizyon reklamlarının etkisinin iyice azaldığını düşünüyor. Ankete göre, penetrasyonu yüzde 25’e yaklaşan DVR teknolojisi sayesinde reklamverenler, TV reklamı harcamalarını azaltmaya başlıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 28’i, çalıştıkları medya ajanslarının, TV mecrasındaki değişimler karşısında gerekeni yapamadığı görüşünde. Araştırma ayrıca, reklamcıların yarısının, DVR ve VOD programlarıyla çalışacak yeni reklam yöntemleri üzerinde denemeler yaptığını ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 87’si ise bu yıl online mecraya daha fazla harcama yapacağını ifade ediyor. Her ne kadar online mecra reklam bütçelerinden henüz yeteri kadar pay alamasa da dünyada ve ülkemizde bu yönde ciddi gelişmeler var. Elbette bu gelişme altyapının gelişmesi ve internet yaygınlığının (penetration) artması da etken.

25 Kasım 2007

İnteraktif Pazarlama Zirvesi 2007

Sektörümüzü buluşturan önemli etkinliklerden biri olan İnteraktif Pazarlama Zirvesi bu sene 28 Kasım 2007 tarihinde Hilton Convention Center'da gerçekleşiyor... Bu seneki zirvenin konusu "İnteraktifin sihri ne?" MMI tarafından organize edilen zirveye katılım ve detaylı bilgi için tıklayınız

06 Ekim 2007

Sosyalleşme ve Networking

Bundan sanırım 1 yıl önce gerçekleşen bir Mobile Monday (MoMo) buluşmasında Alemşah'ın internet dünyası ve Web 2.0 konusunda yaptığı sunumda rastladığım Facebook'un ülkemizde de bu kadar popüler olabileceğini ya da Sosyomat'ın Web 2.0 akımını kullanan ve başarılı olan bir community sitesi olacağını kim bilebilirdi?

Bu arada aramızda (yeni nesil interaktif ajanslar yani) trendleri en sıkı takip eden Alemşah'ın hakkını teslim edelim.

İnternet ve İletişim

İnternetin gelişmesi ile insanlar bana göre en temel ihtiyaçlarından bir olan "iletişim" için yeni bir platforma kavuştu. İlk önümüze gelen yenilik "email" oldu. Şahsen ilk mail adresimi yanılmıyorsam 1995 yılında http://www.lycos.com/ 'dan almıştım ve ABD'ye eğitim için giden arkadaşlarımla yazışıyordum. Ne müthiş bir olaydı! Kısa zaman içinde herkesin bir email adresi oldu... Hoş bence elle yazılmış, zarfının üstünde pulu ile “normal” bir mektubun yeri ayrıdır, o başka bir tartışma konusu.

Sonrasında insanların hayatına mIRC girdi... IRC (Internet Relay Chat) insanlara internet üzerinden anında mesajlaşma imkanı sunuyordu. Yani email yaz, gönder, cevabını bekle, cevap yaz vs yerine tıkır tıkır yazışmaya başlamıştık. Kabul etmek lazım ki kullanıcı dostu değildi ama o tarihlerde bunun bir önemi de yoktu. Bunun devamında hikayesini 2007 yılında Doğan Yayın Holding'in düzenlediği "Buluşma" etkinliğinde bizzat kurucusu Joseph Vardi'den dinlediğim, internet tarihinin belki de en başarılı programlarından biri olan ICQ geldi. Artık yazışmanın öesinde “ooo”, “a aa” diyebiliyorduk. ICQ uzun bir süre bu iletişim dünyasını domine etmişti... diğer yandan Microsoft'un oyunun dışında kalması zaten düşünülemezdi! MSN Messenger ya da Windows Live Messenger eminim şu anda birçoğunuzun halen majör mesajlaşma yazılımı olarak masaüstünüde durmakta. Geliş tarihini hatırlamıyorum ama messenger'a video seçeneği eklendiğinde, yazıştığımız insanı gördüğümüzde de bir “vay” demiştim.

Teknoloji ilerliyor, insanlar yazının başında da bahsettiğimiz gibi "iletişim" için farklı yollar seçmeye başlıyordu. Bugün Hindistan'daki ortağımla Skype'dan görüntülü olarak konuşabilmekteyim. Fakat tüm bunlar yaşanırken başka bir ihtiyaç da mesajlaşmaya paralel olarak gelişiyordu; "sosyalleşme".

Sosyalleşme ve Networking (Kişisel Ağ)

Bu noktada insanlar "kendilerinden" olan ya da "aynı amaçları" olan insanlara internet dünyasında buluşmaya başladılar. Bu aynı okulda okuyan insanların bir araya geldikleri küçük online networklerden tutun arkadaş sitelerine uzanan geniş bir yelpazeyi oluşturan "online network"lerin, "community site"ları hayatımıza getirdi.

Kendimi internetin dünyadaki gelişmesi konusunda fazla ahkam kesecek yeterlilikte görmüyorum çünkü bu konuda yeterli araştırma yapmış biri değilim. Ancak Türkiye'de yaşanan sürecin bir parçası olan ve deneyimlemiş bir olarak ülkemizdeki gelişimi aktarmak istiyorum.

Yanılmıyorsam ilk gruplaşmalar o dönemin önemli oyuncuları olan ISP(Internet Service Provider)'lerin (Superonline, MyNet, E-Kolay, Ixir) sitelerinde başladı. Superonline=Internet olduğu dönemden bahsediyorum :) (56K dial-up bağlantı sağlıyordu bu şirketler) Bu noktada Ixir’in CHIVI’si ilk projelerden birisiydi. Ve tabii ki ekşi sözlük! Dünyanın en eski sosyal ağlarından birisi olabilir mi acaba?

Bu süreçde biz Türkiye'de hep yurtdışındaki trendleri, yenilikleri takip eden bir konumda olduk, halen de öyleyiz. ICQ, mIRC gibi programları kullananlar zaten bu tip yeniliklere hazırdı, açtı. Forumlar, arkadaşlık siteleri çığ gibi büyüdü ve tamamının ilham kaynağı yurtdışındaki örnekleriydi.

2004 yılının başında hayatımıza Yonja girdi. Şubat 2004'de kuzenimin önerisiyle üye olduğumda Yonja'nın üye sayısı yanlış hatırlamıyorsam 1.500-2.000 kişiydi. Biz bizeydik aslında. İş arkadaşlarımız, dostlarımız oradaydı. Yıllardır görüşmediğimiz, izlerini kaybettiğimiz insanları bulduk ekledik profilimize. Keyfiliydi, her gün hadi bilemediniz haftada en az 3-4 defa girip zaman geçiriyorduk sitede. Sonra bir anda Yonja çılgınlığı başladı ve bugün üye sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Bu yazıyı yazmak için aylar sonra girdiğimde profilimde şöyle bir bilgi vardı; “61 arkadaşınız üzerinden 4,558,374 kişiye bağlısınız. (Arkadaş sayımdaki düşüş Yonja'yı terk eden insanların oranı hakkında bana bir bilgi vermekte zaten) Şu anda 22,906 Yonja üyesi Online” Bu bana Bir şey ifade ediyor mu? Kesinlikle hayır zira Yonja benim için miadını doldurmuştur. Buradaki aktif kitle bir marka için hedef kitle midir? Tartışılır...

Aynı dönemde 80630 çok daha başarılı bir yönetimle daha kapalı bir community yarattı. (İlk üyeliğimin şifresini vs unuttuğum ve bir daha geri alamadığım için üzülmüştüm bile) 80630 kullanıcılar için daha sonuç odaklı bir siteydi ;) Bugün eski popülerliğini yitirmiş olsa da halen insanların takıldığı bir yer olmaya devam etmekte. Markalar online medya planlamalarında halen 80630'a yer verebilmekte. Türkiye’de kadın/erkek oranının kadının %60 olduğu tek yer sanırım hala 80630 :)

Bunları yazıp-konuşurken Siberalem'den bahsetmeden elbette olmaz. Ama ben Metin Solmaz ve çalışma arkadaşlarının son projesine değinmek isterim. Gayet.Net, adı üzerinde insanların net bir amaçla üye oldukları, arkadaş edindikleri, birbirlerine sevgililer gününde ücreti karşılığı sanal çiçek gönderdikleri, testler doldurarak ne kadar zeki olduklarını eşe dosta duyurdukları son dönemin başarılı sitelerinden. Gayet.net büyüdü ve başarılı bir proje olarak farklı bir segmente yerini aldı. Sonra Hibrid yapılar çıktı ortaya... Avea'nın Patlican'ı buna son örnek mesela. Haber, müzik, arkadaşlık, astroloji, üyelere özel indirimler, filmlerin özel gösterimlerine davetiyeler vb birçok avantajı topluca sunmakta, iyi de yapmakta. Beni en çok Dominos kampanyası enterese etti, Domino's un dönerli pizzasını bir kez tadın beğenmezseniz bir daha yemezsiniz.

Web 2.0 etkisi

Tüm bunlar olup biterken Web 2.0 kavramı ve etkileri birçok şeyi değiştirdi. Yurtdışında ise Flickr, Myspace gibi insanların kendilerinden birşey paylaştıkları siteler ortaya çıkarken Türkiye'de “User Generated Content” ile “Community” kavramını başarılı bir şekilde birleştiren Sosyomat girdi hayatımıza. Site bize sadece ahkam kesebileceğimiz ve kişileri “tag”liyebileceğimiz, yani etiket yapıştırabildiğimiz bir platform sunuyordu. Keyfiliydi! Tıpki Yonja'da olduğu gibi hergün girer bakar olduk, bizimle aynı konulara ilgi duyan inasanlara tanıştık, yazıştık. Öyle bir noktaya geldi ki yeni üye alımı durduruldu ve kapasite artırımına gidildi. Herşey gayet iyi gidiyordu... aslında halen de gitmekte fakat geçtiğimiz ay “yenilenen” Sosyomat şimdi karmaşıklaştı, insanlar yollarını bulamaz oldu. Neyi nereye yazacağımızı, nereye ahkam keseceğimizi bilemeden dolanır olduk. Sosyomat yönetimine buradan bir mesaj vermek isterim; “Simple is better!

Facebook

Şimdi bir Facebook çılgınlığı yaşanmakta. Özellikle şu son 1 ayda ben dahil birçok insan Facebook ailesine katıldı. Facebook'u aylar önce duyup da niye üye olmadın sorusuna çok basit bir cevap veriyorum; o zaman benim dünyamdan kimse üye değildi ve benim “benden” olmayan insanlarla (Örneğin New Jersey'den Caroline) neyi ne kadar paylaşabiliridim? Üye profillerini dolanıp arkadaşlarımı, tanıdıklarımı ekleyerekten an itibariyle 218 kişilik bir networküm olduğunu ve davet ettiğim arkadaşlarımla birlikte yakında bu sayının artacağını düşünürsek “hedef kitlem olan gençlere ve genç yetişkinlere nasıl ulaşırım” sorusunu soran marka müdürlerine cevabı da vermiş oluyoruz.

Facebook sadece insan network’u olmasıyla değil, Facebook Apps dediğimiz küçük uygulamalarıyla interaktif bir arkadaşlık süreç yarattı. Şimdi birbirimizi HUG ediyor, Bira gönderiyor ve eğleniyoruz. Hatta Osmanlı POKE’si gibi tamamen türk ürünü şeyler de çıktı! İGOA olarak bu konuda eylemlerimiz olacak ;)

Next?

Bunun cevabını verebilen kişi zaten başarıyı yakalayacak ve zengin olacaktır! O yüzden anlamsız ahkamlar kesmek manasız gelmekte.

Ancak bir marka ya da kurumsal iletişim sorumlusu olarak bu yazıyı okuyorsanız naçizane tavsiyem markanızı ülkemizde sayıları (daha doğrusu bu işi hakkıyla yapabilen) 5-6 olan "interaktif ajans"lardan birine emanet etmenizdir ki her zaman bir adım önde olun, doğru bir strateji ile online mecrayı markanız için en iyi ve etkili şekilde kullanabilin...

18 Ağustos 2007

Her insanın mayoyla çalışma hakkı vardır!

Yazının başlığı aslında bugün (18 Ağustos 2007) Sabah Gazetesinde iGOA ile ilgili çıkan haberin başlığı :)

"Bir iş düşünün... 'Ofis'iniz mango ağaçlarının altında. Çıplak ayaklarla, hamakta sallanarak çalışıyorsunuz. İki haftada bir masaj günü var. İşe mayoyla gidebiliyor, ulaşım için şirketin verdiği Scooter'ları kullanıyorsunuz. Şirket size ayrıca 'cennet'te bir ev, ve ola ki sıkılırsanız diye üç ayda bir ülkenize gidiş-dönüş bileti de sağlıyor.

Bahsettiğim cennet, Hindistan'ın 'sayfiye' eyaleti Goa. Şirket ise Ozan Coşkun, Borga Dinçler ve Muzaffer Malkoç'un kurduğu interaktif reklam ajansı, iGOA."

Yazının devamı için Sabah Gazetesi'ne linkimizi verelim >>>

iGOA - Let's GOA

21 Temmuz 2007

İnteraktif Ajanslar E-Zirve

Dün Milliyet tarafından düzenlenen e-zirve için Güneşli'deki Milliyet binasının bahçesindeydik. Açıkçası tahminimden çok daha keyifli ve verimli bir etkinlik oldu. Başta Viki Habif olmak üzere tüm Milliyet ekibine buradan teşekkürler.

E-Zirve'ye ülkemizde online mecraya yön veren, çalışmalarıyla, projeleriyle bu sektöre yöne veren interaktif ajanslar davetliydi. iGOA'yı Muzaffer ve benim temsil ettiğimiz e-zirve'ye katılan diğer interaktif ajanslardan 41-29, C-Section, Litespell, Trafo ve Rabarba'yı sayabilirim.

Etkinlikde ve sonrasında bizim ofiste yaptığımız geyiklerde birşeyin çok önemli olduğuna birkez daha inandım. İnteraktif ajanslar kendi aralarında ne kadar çok iletişimde olursa bu sektör o kadar sağlam bir gelişme yakalayacak. Yaratılacak bu pozitif ortamın sektörün doğal parçası olan websitelerine ve portallere de faydası olacağı şüphesiz. İnteraktif ajansların fikir olarak beslediği ve yönlendirdiği web sitelerinin ve portallerin kullanıcılarına daha yakın duracağı ve başarılı olacağı da bir gerçektir.

Bu etkinlik ayrıca bir başka gerçeğin de göstergesi oldu; internet bir alternatif mecra değildir!

28 Haziran 2007

Guerilla Marketing @ Kristal Elma

Dün gece 19ncu Kristal Elma yarışmasının ödül töreni Parkorman'da gerçekleşti. iGOA olarak biz bu seneyi "pass" geçmiştik ancak bu organizasyonu da atlamak olmazdı!

Elmalardan sıkılanlara egzotik meyveler vaadi ile "Parkorman-Goa Dolmuşu" kaldırdık. Gece 01:30'a kadar tüm camia önümüzden aktı gitti. Kimisiyle iş konuştuk, kimisiyle geyik yaptık, "Let's Goa" ve "Ayakkabı ile çalışmaktan sıkılmadınız mı?" türünde çığırtkanlık yaptık, güldük, eğlendik.

Amacına ulaştı mı? Bence kesinlikle evet! Bir gün içinde zaten bundan iyisi beklenemezdi. (Teşekkürler Seratonin) Şimdi işin WOMM ve PR tarafı var ki o bambaşka bir süreç. Geceden fotoğrafları akşama doğru upload edebilicem, şimdilik yandaki ile idare ediverin :)

Bizimle olan, bizi seven ve destekleyen herkese birkez daha teşekkürler...

Let's Goa... iGOA



13 Haziran 2007

(likemind)ist

New York’da başlayan ve bugün 25 şehirde düzenlenen Likemind kahve sohbetlerinin Istanbul ayağı geçen ay başlamıştı...

İlkine katılamamış olduğum, pazarlamaya gönül vermiş, benzer görüş ve ilgi alanlarına sahip (likemind) kisilerin sabah kahvesi toplaşkasının ikincisi 15 Haziran, Cuma sabahı 08:30'da Kanyon Starbucks'da tekrarlanıyor. İlgilenenleri (likemind)ist'a bekleriz...